Kamp Süresi

6 gün

Tarih

08 - 14 Eylül 2024

Eğitmenler

8 eğitmen

Ütopya, Yüce ve Aşkınlık Üzerine: Disiplinlerarası Sanat ve Felsefe Kampı

Çağ karanlık görünüyor. Ekonomik kriz, iklim krizi, gıda krizi, enerji krizi, insanları eşitsiz vuran felaketler, bölgesel savaşlar, yerinden yurdundan edilmeler, yeniden beliren nükleer tehditler vb. Tüm bunlar karşısında beyinlerimize çökmüş hiçbir şey değişmeyecek hissiyatı da cabası.

Ütopya, dilimizde genellikle imkânsızlık olarak telaffuz edilmekte, uzun bir süredir sanatta da ütopyaya pek rastlayamıyoruz. Fakat yine de bu günümüz distopik gerçekçiliğine karşı daha iyi bir dünyanın mevcut olduğunu ve daha iyi bir yaşamı -şimdi ve burada- uygulamaya koymak gerekliliğini savunan bizim gibi bir sürü insan olduğuna inanıyoruz. Ancak ütopya yaratma cüreti, içinde bulunduğumuz geleceksizliğe bir panzehir olacaktır. Bu amaçla zaten hali hazırda ütopik topluluklar olarak hayal ettiğimiz kamplarda, eğitmenlerimiz, 

•    Ütopya Sohbetleri (Tarihi, teorileri, edebiyatı ve atölye çalışması)
•    “Teknolojik Yüce” kavramı (Film gösterimi ve okumalar eşliğinde atölye çalışması)
•    Felsefede ve müzikte Aşkınlığın Tarihi (Seminer)
•    İnteraktif Performans Sanatları (Aksiyon resmi, dans)
•    Heykel Atölyeleri 
•    Psikolojide Yüce, Yüceltme ve Aşkınlık (psikodrama pratikleri),
•    Tarih boyunca Yüce, Öteki kavrayışı ve ütopik toplulukların tarihsel sosyolojisi
konularında çalışmalar yapacaktır.

Sanat, performans, ortak-deneyim ve teorik tartışma imkanlarının bir arada olacağı kampımızı Ütopya, Yüce, aşkınlık/içkinlik, deneyim, duygular, öteki gibi temalar birleştiriyor. Kamplarımızın temel amacı, teorinin ufkundan deneyimin derinine yolculuk etmek, bu hava geçirmez kaplara hapsolmuş gibi görünen iki alanı, teori ve deneyimi bir araya getirmektir.

 

Prof. Dr. Ahmet İnam 
Dr. Öznur Karakaş
Dr. Koray Kırmızısakal 
Onur Alptekin
Psikodramatist Özgen Altınay
Ege Çoban
Begüm Tekay
Aslı Kuşakçıoğlu

 

Koray Kırmızısakal & Onur Alptekin

Ütopya: Tarihi, Tanımı, Teorileri ve Hoşnutsuzlukları

Bu seansta eğitmenlerimiz, ütopyanın tanımlarını, ona giden yolları ve ütopyaya karşıt gibi görünen distopyanın ne anlama geldiğini tartışacaktır. İlk bölümde, cennet gibi, adalara seyahat gibi proto-ütopyalar adı verilen, Thomas More öncesi ütopya fikirleri tartışılacaktır. Daha sonra Thomas More’un 1516 tarihli Ütopya eserinin neden ütopya tarihinde ayırt edici bir yere sahip olduğu konuşulacaktır. Seansın son bölümünde More'dan itibaren ütopya fikirlerinin düşünce tarihinde nasıl izler bıraktığı tartışılacaktır. 20. yüzyıl neden distopyaların yüzyılı olmuştur? Günümüzde distopyaların etkisi neden halen daha sürmektedir? Peki bu distopyalara karşı-anlatılar olarak neler düşünebiliriz? 

Özetle ütopyanın tarihi, bizim hikayemiz midir?

 

Öznur Karakaş

Bu seansta ‘yüce’ (sublime) kavramının tarihte aldığı biçimler sunulduktan sonra ‘teknolojik’ yüce, veri olarak yüce (data sublime), algoritmik yüce gibi daha çağdaş kavramlar ele alınacaktır. Bu güzergahta Burke ve Kant’ın yüce kavramına yaklaşımları özellikle incelendikten sonra günümüzde Büyük Veri, veri sanatları, sinema ve edebiyat gibi alanlarda yapay zeka temsillerinin ne derece ‘yüce’ kavramıyla açıklanabileceği tartışmaya açılacaktır. Bu seans çerçevesinde ayrıca Kogonada’nın After Yang (2021) filmi gösterilecek ve filmde teknolojik yüce kavramının ne şekilde betimlendiği tartışılacaktır.

 

Ege Çoban

Seansımız Delfi kahininin felsefenin başlangıcına yol açan "kendini bil" [gnothiseauton] buyruğundan yola çıkarak diyalektik geleneğin 'sarhoş' damarını inceleyecektir. Bu doğrultuda; kendilik, hafıza vb. gibi kavramların bu gelenekteki hayatını kat ederek, diyalektik düşüncede aşkınlık deneyiminin içkinlik tarafından nasıl üretildiğini konuşacak, performans sanatı (Hermann Nitsch, Anne Imhof) ve popüler müzikteki tezahürleri (Dead Can Dance, Swans, Einstürzende Neubauten) üzerinden örneklendireceğiz.

Aslı Kuşakçıoğlu

TransAnDance; deneysel türde bir aksiyon resmi ve serbest dans hibrit projesidir. 
Projenin amacı; rastlantısallığın, ilhamın, yaratıcılığın sularında ve bildik-gündelik benlik
bilincinin ötesinde ne olduğunu deneyimin içinden araştırmak üzere müziğin, dansın, hareketin ve resmin araç olarak kullanımı üzerinedir.
Hiçbir deneyim gerektirmez, her katılımcının deneyimleyebileceği şekilde tasarlanmıştır.
Zamanla, farklı kişiler tarafından deneyimlendikçe elde edilen çıktılarla gelişmekte olan proje, bu anlamda yaşayan bir varlık kazanmaktadır.
Öznel deneyimlerin çıktısı olarak görünür hale gelen her bir resim; kişilerin kendi
gerçeklik evrenlerinde yolculuk etmekte oldukları kavramları, karmaşaları ya da güçlü yanları yansıtıyor olması açısından ilginç veriler sunar.
Bu anlamda proje ne bir sağaltım, ne bir sanatsal kaygı ne de düpedüz felsefi bir söylem amacı gütmez. Öte yandan tümünü ve tümünün toplamından daha fazlasını deneyimin içinden mümkün kılan bir psişe araştırması olarak ele alınabilir.
Somatik doğası sebebiyle aynı zamanda psiko-biyolojik yaklaşım içeren proje; özgün ifademizi deneyimlediğimiz bir soyut dışavurum pratiğidir.
Bedeni dönüştürücü bir araç olarak kullanabilmek için; performansçının/deneyimleyenin hiperventilasyon ve somatik deneyimleme araçları gibi doğal yollarla, mümkün olabildiğince trans benzeri bir bilinç durumuna geçişi ilk adımdır. Bu hazırlık sayesinde; bilişsel zihin, ego temelli benlik duygusu, kimlik bilinci gibi perdeler aralanır ve psişemizin gündelik hayatta pek sık deneyimlemediğimiz daha seyyal ve aşkın hallerini deneyimleme olasılığı doğar.
Atölye 3 farklı bölümden oluşmaktadır. 1. Bölümde benlik kavramı, esrime-trans, aşkınlık-içkinlik, soyut dışavurumculuk gibi projenin ilham kaynakları, merakları ve çıkış noktaları hakkında kısa bir sunumun ardından bireysel performanslar yer alacaktır. 2. Bölümde dileyen katılımcıların bireysel performansları için alan açılacak, deneyimlerin çıktıları üzerine sohbet edilecektir. 3. Bölümde ise toplu ekstatik dans için alan açılacak, bu seans esnasında dileyen tüm katılımcılarla birlikte ortak bir aksiyon resmi çalışması yapılacaktır.

 

Begüm Tekay

’Heykel ve Mekan Üzerinden Yaklaşımlar: Zamana yayılan heykeller’’
Bağımsız sanatçı ve araştırmacı Begüm Tekay tarafından sunulacak teorik ve uygulamalı atölye çalışmasında; katılımcılarla birlikte deneyimlenen mekan üzerinden ‘’zamana yayılan heykeller’’ oluşturulacaktır. 
İki bölümden oluşacak olan atölye çalışmasının ilk yarısında heykelin tarihçesi, ilk topluluklardan eski uygarlıklara ve günümüze uzanan süreçte heykelin geçirdiği dönüşümler; yeni bakış açıları ve sanat akımlarıyla birlikte heykelin sınırlarını genişleten yaklaşımlar katılımcılara aktarılacaktır.  Bu ön bilginin ardından ikinci bölümde; topluluğun algısında şekillenen süreç üzerinden yapılacak tartışmalar doğrultusunda, bulunduğumuz arazi üzerinde uygulamalı-pratik yaklaşımlarla ‘’zamana yayılan heykeller’’ yapılması hedeflenmektedir.
Süreçte etkili olabileceğini düşündüğümüz her türlü materyal yapıtı veya yapıtları oluşturmada bize eşlik ederken; mekana yayılan yerleştirmelerle (enstalasyonlarla), asamblajlarla, resimlerle hatta performanslarla kutsallarımızı araştırıp tartışacağız. Aynı zamanda var edebildiğimiz yapıtı yok edebilme noktasında bireye ve topluluğa ait olan ortaklıklar, imgeler, düşünceler araştırılıp tartışılırken, uygulamalar kampta sergilenecektir. Uygulamanın sonucunda ise zamana yayılan heykellerin etkisini mekan ve insan bağlamı üzerinden değerlendiriyor olacağız.

Organizatör:

 

İçerik dışında, başvuru ve kayıtlarla ilgili sorularınız için:

Barbara Bakırcıoğlu, barbarabakircioglu@nesinkoyleri.org

Onur Alptekin

2 programı var

Detaylar

Prof. Dr. Ahmet İnam

1 programı var

Felsefe
Detaylar

Begüm Tekay

1 programı var

Detaylar

Öznur Karakaş

1 programı var

Detaylar

Ege Çoban

1 programı var

Detaylar

Özgen Altınay

1 programı var

Detaylar

Arkhé Projesi - Şirince Köyü

Arkhé Projesi 2014 yılında Nesin Matematik Köyü’nde doğdu; yıllar içinde büyüyerek etkinlik yaptığı mekanlara sığamaz oldu ve 2019'da Matematik Köyü’nün hemen yanındaki bir zeytinliğe taşındı. Şimdi kendi arazimizde, şehrin gürültüsünden uzakta, çalışmak istediğimiz konulara odaklanabildiğimiz ve akademik özgürlüğün kısıtlanmadığı bağımsız bir mekanı kurduk; iyileştirmek ve güzelleştirmek için tüm gücümüzle çalışıyoruz. Doğa ile iç içe olan bu zeytinlikte, dersliklerinde uzman eğitmenlerin eşliğinde tartışabileceğimiz, Şirince'nin geleneksel mimarisi ve çevre ile uyumlu bir kampüs inşa ediyoruz. 

ULAŞIM:

OTOBÜSLE: Bulunduğunuz yerden Selçuk’a giden otobüs firmaları olabilir. Yoksa ve otobüsle İzmir’e geliyorsanız, İzmir garajından Selçuk’a minibüsler kalkıyor. Havalimanına da yakın olan Gaziemir’den kalkan/geçen Selçuk minibüsleri de var.

UÇAKLA: İzmir Adnan Menderes Havalimanı'na indikten sonra İZBAN veya HAVAŞ ile Selçuk'a varabilirsiniz. HAVAŞ'ın kalkış saatleri ve ücretleri için buraya tıklayın. (Selçuk'a giden HAVAŞ için Kuşadası otobüsüne binmeniz gerekiyor.)

TRENLE: Havaalanından veya İzmir'in diğer birçok bölgesinden Selçuk’a İZBAN ile de ulaşabilirsiniz. Tepeköy aktarma istasyonunda inip yine indiğiniz yerden kalkan Selçuk trenlerine aktarma yapmanız gerekecek. Sefer saatleri için buraya tıklayın. (Arama yaparken bineceğiniz istasyondan - Tepeköy seferlerine bakıp sonra Tepeköy - Selçuk seferine bakın.)

ÖZEL ARAÇLA: İzmir’e geldikten sonra İzmir-Aydın otoyoluna girerseniz yaklaşık 50 km sonra Torbalı gişelerine ulaşacaksınız. Buradan da yaklaşık 20 km sonra Selçuk gişelerine ulaşacaksınız. Selçuk’un girişindeki ilk kırmızı ışıklardan sola dönerseniz Şirince yoluna girmiş olacaksınız. (Şirince tabelasını da göreceksiniz.)

ŞİRİNCE'YE ULAŞIM: Selçuk’tan Şirince’ye ilk minibüs 7:00'de. Akşam 20.00'a kadar her 20 dakikada bir minibüs var. Selçuk’tan Şirince’ye taksiyle ulaşımın ücreti yaklaşık 150 lira. Şirince ile Arkhe arası 800 metre. Yol boyunca tabelalar var. Valizinizi yolun girişindeki Yorgo Restoran’a bırakırsanız 10 dakika yürüyerek Arkhe'ye varabilirsiniz. Biz valizinizi diğer katılımcılarınkiyle birlikte birkaç saat içinde Arkhe'ye getirmiş oluruz.