Kamp Süresi

7 gün

Tarih

28 Temmuz - 04 Ağustos 2024

Eğitmenler

6 eğitmen

Psikanalitik Bakışla : Eşikler ve Süreçler

(Arkhe'ye geliş 28 Temmuz, Arkhe'den ayrılış 4 Ağustos)

Psikanalitik Bakışla: Eşikler ve Süreçler 

Bizler insanı anlamaya çalışırken psikanalizle karşılaştık. İnsan olmanın, büyümenin ve var olmanın türlü hallerini düşünürken her evrenin bir eşiği ve farklı bir dokusu olduğunu fark ettik. Yaşam boyu deneyimlenen bu halleri, yolculuklara eşlik eden terapistlerle konuşmak istedik.

 

Oğuzhan Nacak: 

I. Oturum: Cinsellik Nedir?

Cinsellik psikanaliz denildiğinde akla ilk gelen birkaç kavramdan birisidir. Durumun böyle olması psikanalizi birçok önyargıya ve belli türde ön kabullere açık hale getirmektedir. Psikanalizin kafayı cinsellikle bozduğunu ve her şeyin merkezine cinselliği yerleştirdiğini söyleyerek psikanalizi bir tür indirgemecilikle yaftalayan görüşlerden psikanalizin cinsellik alanında yeterince radikal olmadığını iddia eden görüşlere kadar çok geniş bir spektrumda yargılar ağıyla karşı karşıyayız. Peki psikanalitik açıdan cinsellik ne demektir? Psikanaliz cinselliğe istisnai bir konum mu atfetmektedir? Bu oturum boyunca Sigmund Freud’un cinsellikle ilgili fikirlerinin temelini oluşturan baştan çıkarılma kuramı, dürtü kuramı, çocukluk çağı cinselliği ve Oidipus kompleksi ele alınacaktır. Ardından ise Freud’un özgün bir okuyucusu olan Jacques Lacan’ın söz konusu kavramlara ne gibi yenilikler getirdiğine odaklanılacaktır.

 

II. Oturum: Cinsel İlişki Var mıdır?

Cinselliğin her yerde ve her an dolaşımda olduğu çağımızda cinsel ilişkinin ne anlama geldiğini sorgulayacağımız bu oturumda Lacan’ın şu provokatif ifadesi ele alınacaktır: Il n'y a pas de rapport sexuel (Cinsel ilişki/oran/bağıntı yoktur). Eksik, kastrasyon, jouissance, fallus, a nesnesi gibi Lacancı psikanalizin temel kavramlarından hareketle, bir öznenin kendi bedeniyle ve ötekinin bedeniyle olan problematik ilişkisine odaklanılacak ve şu soruların izi sürülecektir: Cinsiyetli bir varlık olmak ne anlama gelmektedir? Ötekinin bedeninden keyif almak mümkün müdür? Bir ya da birden çok partnerden alınacak mutlak bir keyfi garantileyecek bir yöntem var mıdır? Kapitalizm kendi bedenimize ve ötekinin bedeniyle olan ilişkimize nasıl etki eder?

III. Oturum: Cinsel Kimlikler

Freud’a ve Lacan’a göre insanda cinsel içgüdü diye bir şeyden bahsetmek mümkün değildir, yani bir bebek doğduğu andan itibaren diğer canlılar gibi kendi bedeniyle ve ötekinin bedeniyle nasıl ilişkileneceğine dair verili bir bilgiyle dünyaya gelmez. Bu noktada bir bilgi eksikliği mevcuttur. Hatta Lacan bilinçdışında iki şeyin göstereni olmadığını söyler: varlık ve cinsiyet. Bu iki konuda da bize garanti bir anlam verebilecek bir mercii yoktur, daima bir eksik söz konusudur. Her özne, cinsellikle ve cinsel kimliğiyle ilgili yolu kendi deneyimi içerisinde bulmak durumundadır. Dil ve kültür ona birçok malzeme sağlar fakat bu malzemeler sonsuz çokluktadır ve özne tüm bu malzemeler ağından kendine has bir seçim yapmak zorundadır. Bu oturumda sinemadan, edebiyattan ve klinik vaka örneklerinden hareketle cinsel kimlik oluşumunun psikanalitik bağlamda nasıl düşünülebileceğine odaklanılacaktır. Ayrıca Lacan’ın XX. Semineri’nde ortaya attığı cinsiyetlenme (sexuation) şeması bağlamında kadınlık ve erkeklik konumları tartışılacaktır.

Neslihan Zabcı 

Çocukluktan Ergenliğe Geçişte Normal Gelişim ve Patoloji

Nil Ertürk 

Bebeğin İç Dünyasını Anlamak

Bebeklik dönemini, bebeğin çevresi ile gelişen ruhsal deneyimlerini ve kişiliğin ilk yıllardaki gelişimini anlamak, klinik ortamda ister çocukla çalışın ister ergenle, isterseniz de yetişkinlerle, insandaki ilkel duygusal kaygıları, savunmaları ve söz öncesi döneme ait ruhsal ihtiyaçları anlamak için çok önemli bir deneyim kazandırır. 1940’larda Esther Bick’in geliştirdiği Tavistock Modeli Bebek Gözlemi’nde dinleyebilme ve gözlemleyebilme temeldir. Bebek gözlemi, klinisyenin belirsizliğe, anlayamamaya, çaresizliğe ve tüm bunlardan doğacak yoğun duygulara hızlıca eyleme geçmeden katlanabilme kapasitesini geliştirir.

İki oturumluk sunumumda, Esther Bick’ten Martha Harris’e ve her ikisinin uzun yıllar öğrencisi olmuş benim de kendisinden öğrenme şansı bulduğum değerli hocam Jeanne Magagna’nın çalışmalarından, Selma Fraiberg’in bebeğin yatak odasını meşgul eden anne-babanın geçmiş ilişkilerine ve dahasına birlikte bakacağız.

Kübra Koç 

Psikosomatik: Bedenin Hastalanması

Beden ve ruhsallık arasındaki gizem hala daha gizemini sürdürmektedir. Sigmund Freud’un psikanalizi ortaya atmasıyla beraber, bedensel hastalıklarla ilgili de yeni bir yol açılmış oldu ve birçok psikanalist, bedensel olarak hasta olan kişiler ile klinik görüşmeler ve psikanalitik seanslar yaptı. Böylece psikanalizden doğan yeni bir disiplin olarak psikosomatik ortaya çıktı ve bu yaklaşım, katı medikal yaklaşımın karşıtıydı. Medikal yaklaşım, hastalık kavramından hareketle hastalığa ilişkin tüm oluşum nedenlerini, biyolojik ve ruhsal kökenden kaynaklananları araştırmaktadır. Bunun tersine psikanalitik psikosomatik yaklaşımda ise hareket noktası hastalanan kişidir ve onun ruhsal süreçleri araştırılır ki böylece bedensel hastalığın nasıl ortaya çıktığı anlamaya çalışılır.

Her ne kadar Freud, bizim şimdi ilgilendiğimiz gibi psikosomatikle ilgilenmemiş olsa da bedenin farklı durumlarıyla fazlasıyla çalışmıştır. 

Bu bağlamda “Organik hastalığın ruhsal dönüşümlerdeki yeri ve rolü nedir?” sorusu gündeme gelmektedir. Bu hastaların çoktan hastalanmış oldukları ve psikanalitik kuram açısından önemli olanın, bu hastaların ruhsal evrimleri olduğu düşünülebilir, ancak durum karmaşıktır. Bu hastalarla çalışılırken psikanalitik açıdan nasıl bir yaklaşım benimseneceği ön plana çıkmaktadır.

Pınar Padar

Yas ve Melankoli: Klinikten Toplumsala Geride Bırakabilmek Üzerine

İnsan yaşamının biri hayatta kalmaya dair, diğeri ölmeye dair iki zorlayıcı gerçeği vardır. İlki bedenin gelişimi ve ruhsallığın bu gelişime ancak bir ötekiyle birlikte uyumlanabileceği ve insanın bu sayede hayatta kalabileceği gerçeği. İkincisi ebeveynimizin öleceğimizi bilerek doğmamızı istemiş olduğu gerçeği. Doğum ile ölüm arasındaki alanı anlamlı bir yaşamla doldurabilmenin ve ancak bu yolla ölümlü olma gerçeğiyle barışabilmenin, yani ölebilmenin sorumluluğunu her insan tek başına taşır. Bu varoluşsal yalnızlık ancak toplumsal olanla dayanılabilir hale gelir. Bu sunumda, Sigmund Freud’un Yas ve Melankoli’deki fikirlerinden yola çıkarak, insanın ölümlülüğünü katlanır kılan yaşamsal çözümler ele alınacaktır.

Agah Aydın

Arzunun nedeni olarak ilksel kayıp ve ayrılık

Her seferinde yeniden bulunan hep aynı adamlar, hep aynı kadınlar, hep aynı yalanların tekrarı değil midir, insan? Kişilik tekrarın bilgisi değilse, nedir?  

Lacan, ölüm dürtüsünün kaynağını, yaşamın başlangıcındaki, libidinal kayıp ve kesintilerde (oral, anal, görsel, işitsel ve Oedipal) bulur. Öznenin yinelemelerle yerine koymaya çalıştığı şey bu kayıplardır ona göre.

Bu sunumda kayıp, ayrılık ve bir bütün olarak “eksik”in insan yavrusunun insanlaşma sürecindeki yeri tartışılacaktır.

Özlem Önen 

Sinema – Film Analizi

House of Hummingbird (Sinek Kuşu), 2018, Bora Kim

Organizatör:

İklim Keleşoğlu

iklim.kelesoglu@std.yeditepe.edu.tr

Ekin Şen

senekiin97@gmail.com

İçerik dışında, başvuru ve kayıtlarla ilgili sorularınız için:

Paydaş Mehmed Gür, paydasmehmedgur@nesinkoyleri.org

 

  

 

Oğuzhan Nacak

1 programı var

Psikanaliz
Detaylar

Nil Ertürk

1 programı var

Detaylar

Pınar Padar

1 programı var

Detaylar

Neslihan Zabcı

1 programı var

Detaylar

Agah Aydın

1 programı var

Detaylar

Kübra Koç

1 programı var

Detaylar

Arkhé Projesi - Şirince Köyü

Arkhé Projesi 2014 yılında Nesin Matematik Köyü’nde doğdu; yıllar içinde büyüyerek etkinlik yaptığı mekanlara sığamaz oldu ve 2019'da Matematik Köyü’nün hemen yanındaki bir zeytinliğe taşındı. Şimdi kendi arazimizde, şehrin gürültüsünden uzakta, çalışmak istediğimiz konulara odaklanabildiğimiz ve akademik özgürlüğün kısıtlanmadığı bağımsız bir mekanı kurduk; iyileştirmek ve güzelleştirmek için tüm gücümüzle çalışıyoruz. Doğa ile iç içe olan bu zeytinlikte, dersliklerinde uzman eğitmenlerin eşliğinde tartışabileceğimiz, Şirince'nin geleneksel mimarisi ve çevre ile uyumlu bir kampüs inşa ediyoruz. 

ULAŞIM:

OTOBÜSLE: Bulunduğunuz yerden Selçuk’a giden otobüs firmaları olabilir. Yoksa ve otobüsle İzmir’e geliyorsanız, İzmir garajından Selçuk’a minibüsler kalkıyor. Havalimanına da yakın olan Gaziemir’den kalkan/geçen Selçuk minibüsleri de var.

UÇAKLA: İzmir Adnan Menderes Havalimanı'na indikten sonra İZBAN veya HAVAŞ ile Selçuk'a varabilirsiniz. HAVAŞ'ın kalkış saatleri ve ücretleri için buraya tıklayın. (Selçuk'a giden HAVAŞ için Kuşadası otobüsüne binmeniz gerekiyor.)

TRENLE: Havaalanından veya İzmir'in diğer birçok bölgesinden Selçuk’a İZBAN ile de ulaşabilirsiniz. Tepeköy aktarma istasyonunda inip yine indiğiniz yerden kalkan Selçuk trenlerine aktarma yapmanız gerekecek. Sefer saatleri için buraya tıklayın. (Arama yaparken bineceğiniz istasyondan - Tepeköy seferlerine bakıp sonra Tepeköy - Selçuk seferine bakın.)

ÖZEL ARAÇLA: İzmir’e geldikten sonra İzmir-Aydın otoyoluna girerseniz yaklaşık 50 km sonra Torbalı gişelerine ulaşacaksınız. Buradan da yaklaşık 20 km sonra Selçuk gişelerine ulaşacaksınız. Selçuk’un girişindeki ilk kırmızı ışıklardan sola dönerseniz Şirince yoluna girmiş olacaksınız. (Şirince tabelasını da göreceksiniz.)

ŞİRİNCE'YE ULAŞIM: Selçuk’tan Şirince’ye ilk minibüs 7:00'de. Akşam 20.00'a kadar her 20 dakikada bir minibüs var. Selçuk’tan Şirince’ye taksiyle ulaşımın ücreti yaklaşık 150 lira. Şirince ile Arkhe arası 800 metre. Yol boyunca tabelalar var. Valizinizi yolun girişindeki Yorgo Restoran’a bırakırsanız 10 dakika yürüyerek Arkhe'ye varabilirsiniz. Biz valizinizi diğer katılımcılarınkiyle birlikte birkaç saat içinde Arkhe'ye getirmiş oluruz.