Kamp Süresi

6 gün

Tarih

21 - 27 Haziran 2026

Eğitmenler

3 eğitmen

Yaratıcı Direniş Pratikleri Kampı

21-27 HAZİRAN 2026
İzmir/Şirince, Arkhe Kampüsü

Yaratıcı Direniş Pratikleri Kampı, sanatı yalnızca estetik bir üretim alanı olarak değil; toplumsal, politik ve kişisel düzlemlerde işleyen bir ifade ve müdahale biçimi olarak ele alır. 1990’lardan itibaren sanatın kamusal alana açılarak sokak hareketleriyle kesişen ve gündelik hayatla doğrudan ilişki kuran dönüşümünden beslenir. Bu çerçevede sanat, izlenen bir nesne olmaktan çıkar; deneyim ve karşılaşma üreten bir sürece dönüşür.

Kamp sürecinde direniş, yalnızca dış dünyaya yönelen bir tepki olarak değil; beden, hafıza ve deneyim içinde taşınan bir potansiyel olarak ele alınır. Katılımcılar, beden, imge ve hareket arasında kurulan geçişlerle kendi ifade biçimlerini araştırır ve bu süreçte ortaya çıkan içsel malzemeyi estetik ve düşünsel bir zeminde geliştirir. Bu süreç, bireysel keşiften kolektif üretime doğru ilerler. Katılımcılar, geliştirdikleri üretimleri performans, metin ve mekânsal müdahaleler aracılığıyla kamusal alana taşıyacaklarını araştırır. Böylece sanat, temsil eden bir form olmaktan çıkar; karşılaşma yaratan ve etkide bulunan bir eylem haline gelir.

Kampın sürecsince katılımcılar, kendi yaratıcı direniş pratiklerini tanımlar ve bu pratiği nasıl sürdürebileceklerini deneyimlerler.

Bu kamp, sanat aracılığıyla düşünmek, hissetmek ve harekete geçmek isteyenler için bir deneyim alanına sizi davet eder.

Eğitmenler ve Ders İçerikleri

- Sündüz Haşar

Kuramsal Çerçeve

Sanatın toplumsal, ahlaki ve politik bağlamlardan bağımsız düşünülemeyeceği varsayımından hareketle, 1990’lardan itibaren sanat alanı ile sokak hareketleri arasında kurulan etkileşimi tarihsel ve güncel örnekler üzerinden tartışmayı hedefler. Bu dönemde sanat, kadife perdeli salonlardan, beyaz küp galerilerden ve piyasa merkezli dolaşım ağlarından çıkarak kamusal alana yönelmiş; protesto, itiraz ve toplumsal hareketlerle kesişen yeni ifade biçimleri üretmiştir. Toplumsal hareketler görünürlük için yeni göstergelere ihtiyaç duyarken, sanat da endüstriyel bir meta ya da akademik bir fenomen olmayı reddederek doğrudan hayata temas eden bir pratik hâline gelmiştir. Atölye, bu tarihsel kesişimi yaratıcı direniş pratikleri bağlamında ele alarak, sanatın yalnızca estetik bir deneyim değil; aynı zamanda önerme, deneyim, kavram, değer ve beceri üretme potansiyeli taşıyan çok katmanlı bir bilgi alanı olduğunu görünür kılmayı amaçlar. Bu doğrultuda katılımcılar, sanatın dönüştürücü gücünü, izleyiciyi edilgin konumdan çıkaran, deneyim odaklı ve katılımcı üretim biçimleri üzerinden tartışmaya açacaktır.

Atölyenin yöntemi, feminizmin yapısökümcü ve hiyerarşi karşıtı yaklaşımından,
modernizmin bağlam sorgulayıcı tavrından ve postmodernizmin melez, kod kırıcı,
yüksek–alçak sanat ayrımını reddeden estetiğinden beslenen disiplinlerarası bir üretim pratiğine dayanır. “Her insan bir sanatçıdır” önermesinden hareketle, sanat bir itiraz yüzeyi olarak ele alınır ve katılımcıların kendi politik, toplumsal ve kişisel itirazlarını bu yüzeyde ifade edebilecekleri özerk bir alan açılır. Atölye sürecinde performatif, deneysel ve kolektif üretim yöntemleri kullanılarak, malzemesi, dili, biçimi ve anlamı açısından özgür çalışmalar üretilmesi hedeflenir. Kuramsal bir çerçeve eşliğinde yürütülecek bu süreçte, katılımcılar hem yaratıcı direniş pratiklerinin tarihsel arka planını tartışacak hem de kendi estetik-politik üretimlerini geliştirerek sanatla direniş arasındaki ilişkiyi çerçevelendirebileceklerdir.

- Selen Korad Birkiye

Politik Aktivist Pratiğe Geçiş

Bu atölye dizisinde üretimi yalnızca estetik bir çıktı olarak değil, doğrudan politik bir eylem alanı olarak konumlandırır ve katılımcıları düşünceden eyleme değil, üretim yoluyla müdahaleye geçmeye davet eder. Atölye süreci, sanatın aktivizmle kesiştiği noktayı kuramsal bir çerçevede tartışmakla başlarken, hızla bedene, mekâna ve kolektif üretime açılan deneyimsel bir alana evrilir. Katılımcılar ilk aşamada kendi itirazlarını görünür kılan bedensel ve imgesel çalışmalarla üretimin çıkış noktasını keşfeder; ardından bu malzemeyi metin, performans ve mekânsal müdahaleler aracılığıyla çoğaltarak politikleşen üretim biçimlerine dönüştürür. Süreç ilerledikçe bireysel ifadeler, kolektif üretimlere evrilir ve her çalışma bir temsil olmaktan çıkıp kamusal alanda karşılaşma yaratmayı hedefleyen bir eylem formuna dönüşür. Atölyenin ilerleyen aşamalarında gerçekleştirilen kamusal simülasyonlar, üretilen işlerin nasıl bir etki yarattığını test etmeye olanak tanırken, katılımcılar üretimin ne zaman ve nasıl politik bir güç kazandığını deneyimleyerek kavrar. Kapanışta ise her katılımcı, kendi yaratıcı direniş pratiğini bir manifesto hâline getirerek üretimini düşünsel bir zemine yerleştirir. Bu bütüncül yapı içinde atölye, sanatı edilgin bir ifade alanından çıkarıp müdahale eden, dönüştüren ve politik etkiler üreten bir praksis olarak yeniden kurar; katılımcılara yalnızca söz söyleme değil, üreterek sözünü kamusal alanda kurma ve etkili kılma becerisi kazandırır.

- Yeşim Us Aslan

İç Dünyadan Dış Dünyaya Direnişi ve Yaratıcılığı Açığa Çıkarmak

İlk atölye, direnişi yalnızca dış dünyaya karşı geliştirilen bir tutum olarak değil, bedenimizde, hafızamızda ve deneyimlerimizde taşıdığımız bir enerji olarak ele alır. Katılımcılar, kendi içsel direniş alanlarıyla temas kurarak bu enerjiyi görünür kılmaya ve sanatsal-performatif bir eyleme dönüştürmeye davet edilir.
İntermodal sanat terapisi yaklaşımıyla yapılandırılan bu süreçte; beden, imge, hareket ve performans arasında geçişler kurularak çok katmanlı bir deneyim alanı açılır. Amaç, bastırılmış, tutulmuş ya da ifade edilmemiş olanın güvenli bir alan içinde keşfedilmesi ve yaratıcı bir forma dönüşmesidir.
İkinci atölye ise, yaratıcı tıkanıklığı bir engel olarak değil, içinde bilgi ve potansiyel barındıran bir alan olarak ele alır. Katılımcılar, eylemsizlikle temas kurarak bu durumu anlamaya, görünür kılmaya ve buradan yaratıcı bir eylem üretmeye davet edilir.
İntermodal sanat terapisi yaklaşımıyla yapılandırılan bu süreçte; beden, imge, form ve
hareket arasında geçişler kurularak yaratıcı sürecin farklı katmanları deneyimlenir.

Amaç, durma, sıkışma ya da hareketsizlik olarak deneyimlenen alanları dönüştürerek, buradan yeni bir yaratıcı akışın ortaya çıkmasına alan açmaktır.

 

 

Koordinatör: Elif Kadıoğlu, kdgl.elif@gmail.com

Selen Korad Birkiye

4 programı var

Psikoloji Sanat
Detaylar

YEŞİM US ASLAN

2 programı var

Psikoloji Sanat
Detaylar

Sündüz Haşar

1 programı var

Sanat
Detaylar

Arkhé Kampüsü

Arkhé Projesi 2014 yılında Nesin Matematik Köyü’nde doğdu; yıllar içinde büyüyerek etkinlik yaptığı mekanlara sığamaz oldu ve 2019'da Matematik Köyü’nün hemen yanındaki bir zeytinliğe taşındı. Şimdi kendi arazimizde, şehrin gürültüsünden uzakta, çalışmak istediğimiz konulara odaklanabildiğimiz ve akademik özgürlüğün kısıtlanmadığı bağımsız bir mekanı kurduk; iyileştirmek ve güzelleştirmek için tüm gücümüzle çalışıyoruz. Doğa ile iç içe olan bu zeytinlikte, dersliklerinde uzman eğitmenlerin eşliğinde tartışabileceğimiz, Şirince'nin geleneksel mimarisi ve çevre ile uyumlu bir kampüs inşa ediyoruz. 

ULAŞIM:

OTOBÜSLE: Bulunduğunuz yerden Selçuk’a giden otobüs firmaları olabilir. Yoksa ve otobüsle İzmir’e geliyorsanız, İzmir garajından Selçuk’a minibüsler kalkıyor. Havalimanına da yakın olan Gaziemir’den kalkan/geçen Selçuk minibüsleri de var.

UÇAKLA: İzmir Adnan Menderes Havalimanı'na indikten sonra İZBAN veya HAVAŞ ile Selçuk'a varabilirsiniz. HAVAŞ'ın kalkış saatleri ve ücretleri için buraya tıklayın. (Selçuk'a giden HAVAŞ için Kuşadası otobüsüne binmeniz gerekiyor.)

TRENLE: Havaalanından veya İzmir'in diğer birçok bölgesinden Selçuk’a İZBAN ile de ulaşabilirsiniz. Tepeköy aktarma istasyonunda inip yine indiğiniz yerden kalkan Selçuk trenlerine aktarma yapmanız gerekecek. Sefer saatleri için buraya tıklayın. (Arama yaparken bineceğiniz istasyondan - Tepeköy seferlerine bakıp sonra Tepeköy - Selçuk seferine bakın.)

ÖZEL ARAÇLA: İzmir’e geldikten sonra İzmir-Aydın otoyoluna girerseniz yaklaşık 50 km sonra Torbalı gişelerine ulaşacaksınız. Buradan da yaklaşık 20 km sonra Selçuk gişelerine ulaşacaksınız. Selçuk’un girişindeki ilk kırmızı ışıklardan sola dönerseniz Şirince yoluna girmiş olacaksınız. (Şirince tabelasını da göreceksiniz.)

ŞİRİNCE'YE ULAŞIM: Selçuk’tan Şirince’ye minibüsler var. Mevsime göre saatlerde değişiklik olabilir. Kabaca sabah 07:00 akşam 20.00'a kadar her 20 dakikada bir minibüs var (bunu otogarda teyit etmenizi öneririz, değişiklik gösterebilir). Şirince ile Arkhe arası 800 metre. Şirince'ye varır varmaz Yorgo'nun Mahzeni önünde inmeniz gerekir. Soldan tabelaları takip ederek kolayca varabilirsiniz.