Kamp Süresi

7 gün

Tarih

08 - 15 Ağustos 2026

Eğitmenler

5 eğitmen

Gölgeler ve Persona II

Gölgeler ve Persona II - Disiplinler Arası Deneyim Atölyeleri:  Psikoloji &Tiyatro & Drama

  • 8 Ağustos 2026 (Giriş) - 15 Ağustos 2026 (Çıkış), İzmir/Şirince - Arkhe Kampüsü

İnsan kendi ördüğü duvarlardan mı ibarettir yoksa
ışığın sızdığı çatlaklar da bizim için bir şey söylüyor olabilir mi?
Ya da en azından onların varlığını da  kabul edebilir miyiz?

Gölgeler ve Persona II, Carl Jung’un psikolojisinden beslenen,  tiyatronun ifade gücüyle zenginleşen ve dramanın deneyimsel alanında somutlaşan disiplinler arası bir keşif yolculuğudur.

  • Neden Buradayız?

Toplumsal yaşamda var olabilmek adına kuşandığımız maskelerimiz (Persona) ve bu yapıların dışına ittiğimiz, karanlıkta bıraktığımız yönlerimiz (Gölge), hayatımızın gizli yönetmenleridir. Bu kamp,  bu iki kutup arasındaki gerilimi bir çatışma değil, bir bütünleşme fırsatı olarak ele alır.

Tıpkı bir tabloda derinliği ve formun hakikatini yaratan şeyin ışık ile gölgenin iş birliği olması gibi, insan ruhunun resmi de gölge olmadan eksik ve tek boyutlu kalır. Bizler bu kampta gölgeyi yok etmeyi değil, onu görmeyi; resmimize dahil olan o koyu lekelerin aslında varlığımıza nasıl bir derinlik ve anlam kattığını keşfetmeyi amaçlıyoruz. Çatlağı bir "bozulma" değil, özgün bir ifade alanı olarak yeniden tanımlıyoruz.

  • Kimler Katılmalı?

Bu yolculuk psikolojiye ilgi duyan, tiyatro ve dramanın dönüştürücü gücüne inanan, kendini daha derinlemesine tanımak isteyen ve 18 yaşını doldurmuş her bireye açıktır. Profesyonel bir sanat eğitimi ya da psikoloji geçmişi gerekmez; aradığımız tek şey, insanın kendi hakikatine dair duyduğu o cesur merak ve "şimdi ve burada" olma arzusudur.

 

Eğitmenler ve Ders İçerikleri :

  • Begüm Algan:

İdeal ve Grotesk: Sahnedeki Çatlak (Teori)

İnsan kendini dünyaya çoğu zaman düzenli, dengeli ve kabul edilebilir bir yüzle sunar.
Toplumun onayladığı bu hal, ölçülü ve “ideal” olanı temsil eder. Fakat insan yalnızca bu düzenli yüzle sınırlı değildir. Bastırılan, saklanan ya da görülmesi istenmeyen başka yönlerimiz de vardır. Bastırılmış olan sahnede çoğu zaman grotesk biçimlerde ortaya çıkar. Grotesk; gülünç ile rahatsız edici olanın aynı anda var olduğu bir estetik dünyadır. Beden büyür, davranışlar taşar, duygular abartılır. İnsan bir anda hem komik hem de tuhaf görünmeye başlar. Grotesk estetik; ideal olanın kırıldığı, uyumsuzlukların, aşırılıkların, zıtlıkların açığa çıktığı ve insanın çatlaklarının görünür olduğu yerde başlar. Bu estetik, insanın yalnızca düzenli ve uyumlu bir varlık olmadığını hatırlatır. İçimizde aynı zamanda çarpık, aşırı ve kontrolsüz taraflarımız da vardır.

Grotesk Beden Araştırması (Uygulama)

Bu atölye, ideal ile grotesk arasındaki gerilimi sahnede araştırmaya davet ediyor. Bedenin normatif kalıplarını bozarak; orantısızlık, fazlalık, eksiklik, deformasyon üzerinden yeni bir ifade dili geliştireceğiz. Bastırılanın, taşanın ve görünmez olanın görünür hale gelme biçimini grotesk beden üzerinde araştıracağız.

  • Çağatay Sevdi:

Playback Triyatro Deneyim Atölyesi

Playback Tiyatro, kişilerin kendi yaşamlarından gerçek olayları anlattığı ve bu anıların hazırlık yapılmadan, doğaçlama olarak sahnede yeniden canlandırıldığı özgün bir tiyatro biçimidir. Nefes aldığımız her an, hatıralarımızla doludur.
Playback Tiyatro; bu hatıralarda saklı duyguları yalın, samimi ve sahici bir şekilde sahneye taşır.

Bu deneyimde seyirci ile oyuncu arasındaki alışılagelmiş “dördüncü duvar” ortadan kalkar. Böylece ortamda bulunan herkes birbirine bağlanır; anlatıcı, paylaştığı anısını sahnede izleme şansına kavuşur.Derin dinleme ve sezgisel iletişimle şekillenen bu atmosferde, anlatıcı kendi hikâyesini dışarıdan görürken, başkalarının hikâyelerinde de kendinden parçalar bulur. Farklılıkların içindeki benzerliklere tanıklık edilir.

Playback Tiyatro’da sahne, tamamen yaşanmışlıklardan beslenir. En önemli ilke ise, etik bir yaklaşım çerçevesinde hiçbir duygunun incitilmeden, samimi bir şekilde ifade edilmesidir. Bu sayede insana dair tüm duygular, sahnede büyülü bir atmosfere dönüşür. Sadece sahne performansı değil; eğitimlerde, sosyal değişimi amaçlayan çalışmalarda, farkındalık ve dönüşüm odaklı etkinliklerde de etkili bir yöntemdir. Katılımcılar, içeriği önceden bilinmeyen kişisel hikâyeler aracılığıyla hem kendilerini hem de başkalarını keşfeder, kırılma noktalarıyla yüzleşebilir.

Playback Tiyatro’da canlı müzik de önemli bir yer tutar. Müziğin atmosferle birleşmesi, her defasında benzersiz ve tekrarı olmayan bir deneyim sunar.

Gölgeler ve Persona II kampında; belki de daha önce hiç deneyimlemediğiniz bir gösteri türü ile tanışacak kamp boyunca edindiğiniz bilgileri harmanlayarak, duygularınızın özgür kalmasına tanıklık edeceğiz.

Playback Tiyatro atölyesi ile bu kamptaki amacımız yalnızca bir sahne deneyimi değil; katılımcıların kendi iç dünyasına ve başkalarının hikâyelerine felsefi ve sanatsal bir bakışla dokunarak ortak bir deneyimin parçası olma fırsatını yakalayarak, aynı zamanda yaşamın içindeki duygulara yeni pencereler açan bir yolculuğa çıkmak.

 

  • Elçin Baykal Kök:

Jung’un, bireyleşme (Individuation) olarak tanımladığı süreç, benliğin (Self) farklı parçalarının bütünleşmesine yönelik bir yolculuktur. Bu yolculuk persona’dan ayrışma, gölgeyle yüzleşme ve karşıtlıkları kabul etmeyi içerir. Jung’un kavramlarından yararlanılarak yürütülmesi planlanan atölyelerde dans terapi, psikodrama ve sanatın dışavurumcu yöntemleri aracılığıyla benliğin farklı yönlerinin keşfedilmesi amaçlanmaktadır.

 Atölye 1: Persona’dan Benliğe Yolculuk

Jung’a göre persona, bireyin toplumsal yaşamda işlev görmesini sağlayan yüzüdür. Ancak benlik bundan çok daha fazlasını içinde barındırır. Bu atölyede, bireyin kendini dünyaya sunduğu yönleri ile öz benliği arasındaki ilişkiyi keşfedeceğiz. 

Bu çalışmada katılımcılar, kendilerini dans, hareket ve sanat aracılığıyla ifade etmeyi deneyimleyecek, varoluşsal ihtiyaçlarını araştırma fırsatı bulacaklar. Bu süreçte amaç, personanın nasıl kurulduğunu, hangi ihtiyaçlara yanıt verdiğini ve benlikle nasıl bir ilişki içinde olduğunu fark etmektir.

Bu çalışma, bireyin kendini algılama biçimini derinleştirirken aynı zamanda şu sorulara alan açar: “Kendimi hangi yönlerimle görünür kılıyorum?”, “Görülmeyi bekleyen parçalarım ve ihtiyaçlarım neler?

Atölye 2: Rüyanın Eşiğinde: Gece ve Gündüzün Dansı

Jung’a göre rüyalar, yalnızca kişisel bilinçdışının değil, aynı zamanda kollektif bilinçdışının da ifadesidir. Bilinçli benliğin duymakta zorlandığı mesajlar rüyalarda sembol ve arketipsel imgeler olarak ortaya çıkabilir. Uyku öncesi yapılacak olan bu mini atölye, bilinçdışına bir kapı aralayarak rüyaya bir davet niteliğindedir.

Atölye 3: Altın Gölge

Jung’un gölge kavramı, bireyin reddettiği, bastırdığı, sahiplenmediği ya da bilinçdışı alanda tuttuğu yönlerini ifade eder. Gölge, yalnızca istenmeyen özelliklerden değil; aynı zamanda yaşanmamış potansiyellerden de oluşur.

Bu çalışmada katılımcılar, yaşamlarında çok öne çıkarmadıkları yönlerini sembolik, bedensel ve yaratıcı yollarla keşfetmeye davet edilecektir. Atölyenin temel yönelimi, gölgeyi “düzeltilecek” ya da “ortadan kaldırılacak” bir unsur olarak değil; psişenin bütünlüğüne hizmet eden bir öğretmen olarak ele almaktır. Dans, hareket, rol ve sanat malzemeleri aracılığıyla katılımcılar; gölgede kalmış yönlerini tanırken, bu parçaların taşıdığı enerji ve anlamı keşfederler. Süreç, yargısız tanıklık ve şefkatle desteklenir.

 

  • Elif Kadıoğlu:

Süreçsel Drama ile Persona ve Gölge Keşfi

Süreçsel drama; ezberlenmiş bir metnin sahnelenmesine değil, katılımcıların eğitmenle birlikte kurmaca bir dünya yaratarak bir temayı, çatışmayı veya durumu "içeriden" deneyimlemesine odaklanan doğaçlama temelli bir tiyatro biçimidir. Bu yöntemde amaç bir seyirci kitlesine gösteri sunmak değil, yaratılan o güvenli kurmaca dünyanın içinde "şimdi ve burada" kalarak deneyimin bizzat kendisini yaşamaktır.

Bu kurgusal evrende katılımcı, pasif bir alıcı ya da dinleyici değildir; aksine, doğrudan bir durumun veya çatışmanın tam merkezine girer. Drama tekniklerinin rehberliğinde, kendi gerçeği ile kurgusal gerçeklik arasında organik bir köprü kurar. Kurmacanın sağladığı bu güvenli mesafeden yararlanarak, girdiği rol üzerinden durumu grupla birlikte irdeler, ihtimalleri dener, sorgular ve yeniden analiz eder. Hikâyenin gelişimine ve sürecin nereye evrileceğine, katılımcıların anlık keşifleri ve seçimleri yön verir.

Bu dinamik yapı nedeniyle süreçsel dramada; dışarıdan verilen bir bilginin tartışılmadan aynen kabul edilmesi veya kalıplaşmış bir davranışa dönüştürülmesi söz konusu değildir. Süreç, dayatılan bir doğrudan ziyade, her katılımcının kendi içsel deneyimini ve grup etkileşimini harmanlayarak kendi hakikatini bulduğu, anlık ve canlı bir keşif laboratuvarıdır.

Bu atölyede, süreçsel dramanın sağladığı "mesafeyi" (rolün ve kurgunun verdiği güvenliği) kullanarak Carl Jung’un Persona ve Gölge kavramlarını eyleme dökeceğiz. Kendi hayatımızdaki maskelerimizle ya da kabul etmekte zorlandığımız bastırılmış yönlerimizle doğrudan yüzleşmek çoğu zaman savunma mekanizmalarımızı tetikleyebilir. Süreçsel drama ise bize bir rol ve kurgusal bir durum sunarak, bu ağır temaları güvenli bir oyun alanında, sanatsal bir mesafeden inceleme fırsatı verir.

Atölye boyunca hep birlikte kurgusal bir evren inşa edecek ve o evrendeki karakterlerin yerine geçeceğiz. Bu süreçte:

  • Toplumun onayladığı, idealize edilmiş "kabul edilebilir" yüzlerin (Persona) o kurgusal dünyada nasıl bir ağırlık ve sınırlama yarattığını deneyimleyecek,
  • Sistem tarafından dışlanan, "kusurlu" bulunup saklanan parçaların (Gölge) ardında aslında hangi dönüştürücü güçlerin yattığını keşfedeceğiz.

Sanat Terapi Atölyesi:

Bu atölye, katılımcıları toplumsal maskeleri (Persona) ile bastırılmış yönleri (Gölge) arasındaki ilişkiyi keşfetmeye davet eden derinlikli bir sanat terapisi sürecidir. Çalışmamızın ilk aşamasında, personalarımızı ve gölgelerimizi belirleyerek bunları kağıt üzerinde somutlaştıracağız. Ardından etkinlikler ile derinleşmeye başlayacağız.

Zihinsel farkındalığın ötesine geçerek bedensel hareket, görsel sanatlar ve drama aracılığıyla varlığımızın bu parçalarıyla bir diyalog kurma denemesi yapacağız. Birbirimizin süreçlerine tanıklık edecek, ortak parçalarımızda buluşacağız.

Hedefimiz, seçtiğiniz bu parçaları yargılayıcı dilden kurtararak onların öğretici yönünü açığa çıkarmaktır. Karşıtlıkları kabul etmeye ve psişenin görünmeyen dinamiklerini anlamaya odaklanan bu deneyim, yargılardan uzaklaşarak bütüncül bir varoluş inşa edebilmemiz için bir kapı aralamak arzusundadır.

  • Gizem Öcal:

    Clown ile Keşif Atölyesi

Bu kamp, psikoloji, drama ve tiyatronun kesişiminde, insanın görünen ve saklı yönlerini keşfetmeye davet eden deneyimsel bir alan sunar. “Gölgeler ve Persona” başlığı altında yürütülen bu süreçte; bireyin kendini dünyaya sunduğu yüzü ile bastırdığı, sakladığı ya da dönüştürmekte zorlandığı yönleri sahne üzerinden araştırılır.

Atölye, Carl Jung’un “persona” ve “gölge” kavramlarından ilham alır. Persona; toplumsal hayatta var olabilmek için geliştirdiğimiz maskeleri ifade ederken, gölge; çoğu zaman görünür olmasına izin vermediğimiz, kusurlu, kırılgan ya da kabul etmekte zorlandığımız yönlerimizi içerir. Bu atölyede amaç, bu iki alan arasındaki gerilimi fark etmek ve onları güvenli bir oyun alanında deneyimlemektir.

Bu keşif sürecinde temel araçlarımızdan biri clown sanatıdır. Clown; çoğu zaman düşünüldüğü gibi yalnızca güldürmek, şaka yapmak ya da komik olmak değildir. Clown, insanın en savunmasız, en kontrolsüz ve en “başarısız” olabildiği yerde ortaya çıkar. Hata, aksaklık, düşüş ve becerememe hali burada bir eksiklik değil, yaratıcı bir malzemedir. Bu yaklaşım, fiziksel tiyatro pedagojisinin önemli isimlerinden Jacques Lecoq’un çalışmalarından beslenir; bedeni, ritmi ve başarısızlığı sahnede anlamlı bir ifadeye dönüştürür.

Atölye süresince katılımcılar; fiziksel tiyatro, clown pedagojisi, psikodrama, playback tiyatro ve süreçsel drama yaklaşımlarından beslenen egzersizlerle kendi ifade alanlarını genişletirler.

Bu süreçte:
- Sosyal maskelerini (persona) fark eder ve bu maskelerin kırıldığı anları deneyimler,
- Hata yapma, düşme ve kontrol kaybı ile ilişkilerini araştırır,
- Bastırılmış ya da görünür olmasına izin verilmeyen yönleriyle (gölge) temas eder,
- Sahne üzerinde “iyi olma” çabasını bırakarak daha sahici bir varoluş alanı keşfederler.

Atölyenin ilerleyen aşamasında katılımcılar, süreç boyunca keşfettikleri kendi “clown”ları ile tanışmaya başlarlar. Bu clown, yaratılmış bir karakterden çok; kişinin kendi kırılganlıkları, çelişkileri ve benzersiz ifade biçimiyle ortaya çıkan özgün bir sahne varlığıdır.

Programın sonunda, bu keşif sürecinin doğal bir uzantısı olarak kısa bir sahne paylaşımı gerçekleştirilecektir. Katılımcılar kırmızı burun ve basit kostüm unsurlarıyla sahneye çıkarak solo ve duo (ikili) performanslar sunarlar. Bu gösteri bir “sonuç ürünü” ya da mükemmel bir performans beklentisi taşımaz; aksine sürecin izlerini taşıyan, anlık, canlı ve samimi bir paylaşım alanı olarak ele alınır. Öncesinde yapılacak kısa hazırlık süreci, katılımcıların sahnede daha rahat ve açık olabilmelerini desteklemek amacıyla yapılandırılır.

Bu atölye bir performans üretmeyi değil, bir süreci deneyimlemeyi odağına alır. Amaç, “bir clown yaratmak” değil; kişinin kendi içindeki clown potansiyelini keşfetmesi, onunla ilişki kurması ve sahnede bu karşılaşmaya alan açmasıdır.

Atölye sonunda

  • Kendi kırılganlıklarıyla daha temas halinde olma,
  • Hata ve başarısızlıkla ilişkilerini dönüştürme,
  • Sahne üzerinde ve günlük yaşamda daha özgür ve esnek bir ifade geliştirme,
  • Kendilerine ve başkalarına karşı daha kapsayıcı ve yargısız bir bakış açısı oluşturma,
  • Clown sanatı ve fiziksel tiyatroya dair temel bir deneyim kazanma,
  • Kendi keşfettikleri clown ile sahnede kısa bir paylaşım deneyimi yaşama imkânı bulacaklardır.

Bu çalışma, sonuçtan çok sürece değer verir. Clown burada bir hedef değil, bir karşılaşmadır: kişinin kendisiyle, düşüşleriyle ve beklenmedik anlarda ortaya çıkan hakikatiyle kurduğu canlı bir ilişkidir.

 

  • Kamp organizatörü : Elif Kadıoğlu, kdgl.elif@gmail.com 

 

 

Elif Kadıoğlu

8 programı var

Felsefe Sinema Psikoloji Sanat
Detaylar

Begüm Algan

5 programı var

Sanat Psikoloji
Detaylar

Gizem Öcal

4 programı var

Sanat
Detaylar

Çağatay Sevdi

2 programı var

Sanat
Detaylar

Elçin Baykal Kök

1 programı var

Psikoloji
Detaylar

Arkhé Kampüsü

Arkhé Projesi 2014 yılında Nesin Matematik Köyü’nde doğdu; yıllar içinde büyüyerek etkinlik yaptığı mekanlara sığamaz oldu ve 2019'da Matematik Köyü’nün hemen yanındaki bir zeytinliğe taşındı. Şimdi kendi arazimizde, şehrin gürültüsünden uzakta, çalışmak istediğimiz konulara odaklanabildiğimiz ve akademik özgürlüğün kısıtlanmadığı bağımsız bir mekanı kurduk; iyileştirmek ve güzelleştirmek için tüm gücümüzle çalışıyoruz. Doğa ile iç içe olan bu zeytinlikte, dersliklerinde uzman eğitmenlerin eşliğinde tartışabileceğimiz, Şirince'nin geleneksel mimarisi ve çevre ile uyumlu bir kampüs inşa ediyoruz. 

ULAŞIM:

OTOBÜSLE: Bulunduğunuz yerden Selçuk’a giden otobüs firmaları olabilir. Yoksa ve otobüsle İzmir’e geliyorsanız, İzmir garajından Selçuk’a minibüsler kalkıyor. Havalimanına da yakın olan Gaziemir’den kalkan/geçen Selçuk minibüsleri de var.

UÇAKLA: İzmir Adnan Menderes Havalimanı'na indikten sonra İZBAN veya HAVAŞ ile Selçuk'a varabilirsiniz. HAVAŞ'ın kalkış saatleri ve ücretleri için buraya tıklayın. (Selçuk'a giden HAVAŞ için Kuşadası otobüsüne binmeniz gerekiyor.)

TRENLE: Havaalanından veya İzmir'in diğer birçok bölgesinden Selçuk’a İZBAN ile de ulaşabilirsiniz. Tepeköy aktarma istasyonunda inip yine indiğiniz yerden kalkan Selçuk trenlerine aktarma yapmanız gerekecek. Sefer saatleri için buraya tıklayın. (Arama yaparken bineceğiniz istasyondan - Tepeköy seferlerine bakıp sonra Tepeköy - Selçuk seferine bakın.)

ÖZEL ARAÇLA: İzmir’e geldikten sonra İzmir-Aydın otoyoluna girerseniz yaklaşık 50 km sonra Torbalı gişelerine ulaşacaksınız. Buradan da yaklaşık 20 km sonra Selçuk gişelerine ulaşacaksınız. Selçuk’un girişindeki ilk kırmızı ışıklardan sola dönerseniz Şirince yoluna girmiş olacaksınız. (Şirince tabelasını da göreceksiniz.)

ŞİRİNCE'YE ULAŞIM: Selçuk’tan Şirince’ye minibüsler var. Mevsime göre saatlerde değişiklik olabilir. Kabaca sabah 07:00 akşam 20.00'a kadar her 20 dakikada bir minibüs var (bunu otogarda teyit etmenizi öneririz, değişiklik gösterebilir). Şirince ile Arkhe arası 800 metre. Şirince'ye varır varmaz Yorgo'nun Mahzeni önünde inmeniz gerekir. Soldan tabelaları takip ederek kolayca varabilirsiniz.