Arkhe olarak her hafta kendimizce önemli gördüğümüz haberleri derliyor, ve yorumluyoruz. Bu bülteni mail kutunuza almak için aşağıdaki formdan abone olabilirsiniz. Arkadaşlarınıza, eşe dosta göndermekten de geri durmayınız!

Dahiliye

Gelecek Partisi

Ahmet Davutoğlu yeni partisinin resmen kurulduğunu açıkladı. Parti programında, çeşitli özgürlüklerin önemi vurgulandı. Genel olarak AKP’nin ilk döneminin nostaljik bir biçimde anıldığı, ve o zamanlara dönüş isteğinin olduğu görülüyor. (1) Parti kuruluşunun çoğu medya kuruluşunca yeteri kadar ilgi görmediği görülüyor. Ruşen Çakır’ın da bu haftaki videosunda belirttiği üzere, Gelecek Partisi de İyi Parti gibi medyada görünürlük elde etmekte zorlanacak. (2)

 

Merkez sağ seçmeninin bir kısmının oylarını almak Meral Akşener’in de hayaliydi. Ancak bunun göründüğü kadar kolay olmadığı anlaşıldı. Geleneksel medya kanallarının (televizyon, gazete) hükümet tarafından üstü kapalı kontrolü bu partilere pek şans tanımıyor. Eğer Davutoğlu da partisinin oylarını bu kanallardan elde etmeye çalışırsa, büyük ihtimalle başarısız olacaktır. (2) Bu durumda, İtalya’da başarı elde etmiş sosyal medya örneğine bakmaları yardımcı olabilir. 

 

Bunun dışında, Gelecek Partisi ve Ali Babacan’ın kuracağı partilerin rolleri AKP içindeki muhalefeti ölçmek için bir gösterge olabilir. Gazete Duvar’ın haberine göre, AKP içinde bir yeniden yapılanma kararı alınmış. Buradaki “kırmızı alarm” durumuna pek ihtmal vermesek de, Erdoğan’ın partiden kopuşların kuvvetlendiği bu aralıkta parti içinde değişimler yapması makul bir şey. Aynı zamanda, Davutoğlu’nu gerçekten bir tehdit olarak gördüğüne işaret olabilir. (4) Bu kadar uzun süre aynı “davaya” hizmet etmiş bu aktörlerin arasındaki kapışma birçok şeyi ortaya dökebilir. Bekleyip göreceğiz.

1-Gelecek Partisi: Ahmet Davutoğlu’nun yeni siyasi hareketi hakkında ne biliniyor?

2-Ruşen Çakır: Gelecek Partisi kuruluş toplantısından izlenimler

3-Former Erdogan ally establishes new party in Turkey

4-Duvar Arkası: AK Parti’de kırmızı alarm: 1 yılımız var

 

Ankara JİTEM Davası’nda Beraat

Ankara JİTEM Davası’nda yargılanan tüm sanıklar beraat etti. Türkiye kamuoyunun dönem dönem adını sık duyduğu, ve somut varlığının devamlı tartışıldığı kurumun, devlet emriyle faili meçhul cinayetler işlediği iddia edilmekteydi. Ergenekon ve Balyoz Davalarıyla da iyici görünürlük kazanan JİTEM Davası, anlaşıldığı üzere artık bir süre gündemimizde olmayacak. Bunlara rağmen bir soru hala baki: “Bu faili meçhul cinayetleri kim işledi?”

1-JİTEM davasında karar açıklandı

2-JİTEM Davası’nda tüm sanıklara beraat kararı

Hariciye

Doğu Akdeniz: Savaş Kapıda mı?

Kısa cevap: Değil. Geçen hafta bildirdiğimiz üzere, Türkiye Libya ile bir anlaşma imzaladı. Bu anlaşmaya göre, iki ülkenin denizdeki hak alanları birleşiyordu. Ancak, iki ülke arasındaki bu anlaşma Yunanistan’ın Girit Adası’nı tamamen dışarıda bırakmıştı. Yunanistan da doğal olarak buna tepki gösterdi, ve diplomatik yollardan adımlar attı. (1) Bu hafta, Libya’nın diğer hükümeti Yunanistan hükümetiyle buluştu, ve ikili Türkiye’yi kınadı. (2) Türkiye de bu aralıkta, Libya ile imzaladığı anlaşmayı Birleşmiş Milletler’e onay için gönderdi. (3) Bu noktada belirtmekte fayda var, Türkiye’nin anlaştığı Libya Hükümeti aynı zamanda BM’nin tanıdığı hükümet. Yunanistan’ın birlikte kınama yayınladığı ise Batı’da birçok ülke tarafından geçersiz kabul ediliyor. Türkiye bu noktada Batı’yı ve AB’yi ikilemde bırakmış durumda. 

 

Ancak, uzmanlar uyardı, Türkiye ve Yunanistan silahlı bir çatışmanın eşiğinde olabilir! (4) Ancak öte yandan, ortadaki ganimet de oldukça büyük. Türkiye’nin ve Yunanistan’ın kötü ekonomileri için, büyük doğalgaz yatakları çift okey kadar çekici bir düşünce. Ama olay çatışmaya varır mı? Bize sorarsanız bu pek mümkün değil. İki ülkenin de ekonomisi zorda, ve hükümetlerinin önlerinde yakın zamanda bir seçim görünmüyor. Öte yandan, Türkiye savaş ve sondaj gemilerini göndererek statükoda avantajlı noktaya oturdu. Bu durumu bozmak için Yunanistan’ın ilk adımı atması gerekiyor. Yunan Ordusu ve Donanması’nın durumuna ve Yunan ekonomisinin gidişatına baktığımızda, Yunanistan’ın bunu tek başına yapması zor. NATO veya AB’den bir adım gelirse işler değişebilir, ancak Batı bu meselede Türkiye’yi ekonomik yaptırımlarla zorlamaya çalışacak gibi görünüyor. Bu hafta Yunanistan ve AB’nin uluslararası hukuku referans göstermeleri de bunun bir göstergesi, dünya kamuoyundan destek aranıyor. (5)

1-49. Hafta Özeti (2-8 Aralık 2019)

2-Head of Tobruk parliament says Libya-Turkey deal ‘invalid’

3-Turkey sends Libya maritime accord to UN for approval

4-Greece and Turkey closer to armed conflict, say experts

5-Turkey flexes muscle as Greece and EU stick to international law

Libya’da Savaş: Pekala Mümkün! 

Akdeniz’de savaş olmaz dedik. Peki ya Libya çöllerinde? İşte bu olasılık pek mümkün sayın okuyucu. Libya’daki iç savaş, gözlerden uzak olsa da devam etmekte. Suriye’deki savaşın yavaş yavaş sönümlenmesiyle muhtemelen gözler Libya’ya dönecek. Şu anda BM’nin ve Türkiye’nin tanıdığı Sarraj Hükümeti savaşı önde götürüyor. Geçtiğimiz haftalarda da yazdığımız üzere, Türkiye Sarraj rejimine silah satıyor, ve stratejik destek sağlıyor. (1) Geçtiğimiz hafta, Doğu Akdeniz’deki doğal kaynaklar için imzalanan anlaşma da iki tarafın yakınlığı açısından fikir veriyor. Ancak, Libya cephesinde Türkiye’yi ilgilendiren yeni gelişmeler olabilir.

Sarraj Hükümeti, resmi kanallardan olmasa da, Türkiye’den asker talebi yapmıştı. (2) Türkiye’nin Libya’da TSK yoluyla destek vermesi Trablus’taki Sarraj Hükümeti için savaşı bitirmeye yardımcı olabilir, özellikle Haftar Hükümeti’nin Trablus’a doğru ilerlemeye ağırlık verdiği bu dönemde. (3) Ancak, geçtiğimiz aylarda savaşın diğer cephesindeki Haftar Hükümeti’ne Rusya’dan destek geldi. Raporlara göre, Libya’da halihazırda Rus askerleri savaşıyor. Rus Hükümeti, bu kişilerin şahsi istekleriyle orada bulunduğunu söylüyor, legal olarak da bu söyledikleri doğru. Rusya bazlı güvenlik şirketi Wagner, Libya ve Suriye’de Rusya’nın gayriresmi askerleri olarak bir süredir bulunuyor. Erdoğan da bu hafta, “Rusya’nın Wagner’i gönderdiği gibi, biz de kendi askerimizi gönderebiliriz” dedi.(4) 

Bu ne anlama gelebilir?

Türkiye, Rusya ile Suriye konusunda bir işbirliği tutturmuş durumda. İki tarafın Libya cephesinde karşı karşıya gelmesi çok büyük komplikasyonlar yaratabilir. Erdoğan da bu durumun farkında görünüyor, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamaya göre, Vladimir Putin’e “ikinci bir Suriye dosyası istemediğini” belirtmiş. (5) Ancak iki ülkenin çıkarları Libya’da çatışacak gibi görünüyor. Türkiye, Libya’da asker konuşlandırmaya karar verirse ortalık karışabilir sayın okuyucu. Önümüzdeki haftaların bültenlerinde de Libya’yı duymaya hazır olun.

1-49. Hafta Özeti (2-8 Aralık 2019)

2,4-Turkey and Russia vie for influence in Libya with troop deployments

3-Haftar calls on LNA forces to advance on Libya’s Tripoli in ‘final battle’

5-Pointing to Russian Mercenaries, Turkey’s Erdogan Weighs Joining Fight in Libya

Ekonomi

Merkez Bankası Faiz İndirdi

Perşembe günü TCMB haftalık repo faizinde 200 baz puanlık indirime gitti. Son rakam 12% faiz oldu. Beklentiler 150 baz puan inişle 12.5% olacağı yönündeydi. (1)

Faizler neden indiriliyor?

Faiz oranları bir ülkedeki kredi masrafını belli eder. Kredilerin ucuz olduğu durumlarda ekonomik büyümenin daha hızlı olacağı tahmin edilir. Ankara, son dönemde yüksek faiz altında yavaşlayan büyümeyi hızlandırmak için faizleri düşürmek istiyor. Ancak faizlerin çok hızlı indirilmesi yine bir enflasyon dalgası başlatabilir, bunun için dikkatli adımlarla indirilmesi icap ediyor. 

Bizim ligimizdeki ülkelerde durum ne?

Gelişmekte olan ülkeler arasında ciddi enflasyon baskıları bulunuyor. Farklı sebeplerden kaynaklanıyor olsa da, Hindistan ve Çin’de de Türkiye gibi tüketici ürünlerinde enflasyon artışta. (2) Bu hafta TCMB’nin kararı da yine başka gelişmekte olan ülkelerle benzerlik gösterdi. Rusya, Brezilya ve Ukrayna MB’leri de faiz oranlarını düşürmeyi tercih ettiler. (3) Küresel büyümenin hala devam ettiği, ve gelişmiş ülkelerin düşük faiz oranlarıyla çalıştığı bu dönemde, gelişmekte olan ülkeler de hızlı büyümeye yöneliyor. Enflasyoner baskının varlığı bu ülkeleri pek korkutuyora benzemiyor. Tehlikeli bir kumar bu. Herhangi bir küresel ekonomik darboğaz durumunda bu ülkelerin pozisyonları şok dalgalarından etkilenmeye açık.

1-Turkey’s central bank surprises with another deep rate cut

2-It’s Getting More Expensive to Eat, and Economists Are Worried

3-Emerging Markets Cut Rates With Russia Following Turkey, Brazil

 

Yerli ve Milli Kredi Derecelendirme Kuruluşumuz

Müjde! Artık Türkiye’nin 85.05% yerli ve milli bir kredi derecelendirme kuruluşu var. (1) Japonlardan satın alınan JCR Avrasya, Erdoğan’ın yıllar evvel açıkladığı YvM (Yerli ve Milli) derecelendirme kuruluşumuz olmaya aday. (2) Bu pek mantıklı bir karar değil açıkçası. Neden, açıklayalım.

 

Kredi derecelendirme kuruluşları, ülkelere, şirketlere ve diğer finansal aktörlere kredi alabilmeleri için yüksek önem arz eden derecelendirmeler verirler. Moody’s, Standard and Poor’s bu alanda çalışan iki devasa kurumdur. Bu kurumların geçmişi oldukça eskiye dayanır, ve piyasa tarafından güvenilirler. Bu güven unsuru sayesinde derecelendirmeleri ciddiye alınır. Türkiye’nin YvM kuruluşu, eğer Türkiye’ye iyi muamele yaparsa piyasa tarafından dikkate alınmayacaktır. Haliyle, bu hamle Türkiye için kendi kendini doğrulayan bir sistem kurması anlamına geliyor. Bunun üzerine Türkiye’nin kredi veren değil, alan bir ülke olduğu gerçeğini de ekleyince her şey daha da anlamsız hale geliyor. 

Bir bilgisayar alacaksınız. Bir yanda bilgisayar üreticisinden para alıp değerlendirme yaptığı belli birisi var, diğer yanda bağımsız bir değerlendirme sitesi var. Biri diyor ki, “bu bilgisayar ha-ri-ka”, diğeri ise “pek değil” diyor. Hangisine inanırsınız?

1-Türkiye JCR Avrasya’yı satın aldı

2-Turkey’s first ‘indigenous and national’ credit rating agency

 

Haftanın Albümü:   async    

 

Deneysel tarzıyla elektronik müziği yeni alt türlerle tanıştıran Ryuichi Sakamoto’yu Revenant, The Last Emperor, Little Buddha gibi filmlerin müziklerinden hatırlayabilirsiniz. Japonya’da epey popüler bir elektronik müzik grubu olan Yellow Magic Orchestra’nın klavyecisi olarak üne kavuşan Sakamoto, bu ününü aynı yıllarda yayınladığı Afrika Bambaata ve Mantronix gibi solo albümlerle uluslararası arenaya taşıdı. Sakamoto tam da bu dönemde gırtlak kanseri olduğunu öğrendi ve bir twitter mesajıyla bir süre müziğe ara vereceğini duyurdu. İşte async albümü de bu çileli dönemin ürünü. Albüm, sekiz yıl boyunca kanserle savaşmış ve bu süreçte yaşamı, ölümlülüğü ve hayatın geçiciliğini sorgulamış bir beynin sessiz çığlıklarını yansıtıyor. Karanlık ve işinizin olmadığı bir  gecede albümün yarattığı ruh dünyasına girerek dinlemenizi öneririz.

 

Arkhe’den Bu Hafta

Doğanın Beşinci Kuvveti mi bulundu? Deniz Bozkurt Arkhe için açıkladı. 

Doğanın Beşinci Kuvveti?!

Abone Olun!

* indicates required
Kategoriler: BültenYazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: