Arkhe olarak, her hafta kendimizce mühim gördüğümüz haberleri derleyip yorumluyoruz. Bu hafta dış ilişkiler ağır bastı. Bu bülteni her hafta mail kutunuza almak için en alttaki formdan abone olun!

Bu ay Akdeniz ne kadar ısınacak?

Akdeniz hızla ısınıyor sayın okuyucu. Kıbrıs’ın güneyinde doğalgaz yatakları bulunmasıyla başlayan ısınma münasebetinde bu hafta yeni yüzücülerin kulvarlara girdiğini gördük. Bildiğiniz üzere, Türkiye, Kıbrıs’taki doğalgaz yataklarından hak talep ediyordu, ve hatta sondaj çalışmalarına başlamıştı. (1) Bu hafta, Erdoğan Libya’da uluslararası camianın tanıdığı lider Sarraj ile görüşüp, bir deniz anlaşması imzaladı. Çavuşoğlu yaptığı açıklamada, yeraltı kaynaklarının eşit dağılımı için benzer anlaşmalar imzalamaya devam edeceklerini açıkladı. Mısır ve Yunanistan, anlaşmayı “saçmalık” olarak niteledi. (2)

Libya ne alaka? Kıbrıs’ta doğalgaz bulunmasıyla birlikte, evvelden yeraltı kaynağı açısından dikkat çekmeyen Akdeniz sahnenin ortasına düştü. Bu hafta Yunanistan’ın Exxon ve Total şirketlerine Girit Adası çevresinde arama hakkı vermesiyle, Libya’nın da sahneye çıkışına tanık olduk.(3) Girit Adası, Libya’nın tam kuzeyinde yer alıyor. Bu konum sebebiyle Türkiye’yle yapılan anlaşma mühim, iki ülke ortak alanları olduğunu vurguladılar. Ancak sahanlıkların nerede bittiğine dair bir bilgi vermediler. (4)

Tüm bunlar uluslararası hukuka uygun mu? Değil. Hem Kıbrıs meselesinde, hem de Girit bölgesinde belirli anlaşmalarla kabul edilen deniz kullanım alanlarının ihlalinden bahsediyoruz. Eğer uluslararası hukuku önemsiyorsanız, Türkiye’nin Akdeniz’deki sondaj faaliyetlerine son vermesini savunmalısınız. “Kim takar uluslararası hukuku” derseniz, aramıza hoşgeldiniz. Uluslararası hukuk denilen kurallar bütününün bir polis gücü yok. Yani, bu sözde kuralları çiğnediğinizde size ceza verecek kimse yok. O yüzden halihazırda ülkeler yasaüstü varlıklarını sürdürmeye devam ediyorlar. Türkiye’nin de bunu yapmamak için bir sebebi yok. Hem, bu su sınırları çizilirken yeraltı kaynaklarından haberimiz yoktu, değil mi? Bunları yaparken Türkiye’nin elindeki koz ne? 3.5 milyon Suriyeli mülteci ve yeni ele geçen AB vatandaşı IŞİD’liler tabii ki. (6) (7)

“E böyle olursa savaş çıkmaz mı?” diyor olabilirsiniz. Uluslararası ilişkilerin en eski problemine hoşgeldiniz!

1-Libya, Turkey sign deals on security and maritime jurisdictions

2-Turkey and Libya sign maritime deal to counter Greek drilling

3-Greece licenses Exxon, Total to explore untapped waters off Crete

4-Turkey signs maritime boundaries deal with Libya amid exploration row

5-The preservation of Turkey’s energy rights is key to maritime stability in the eastern Mediterranean

6-47. Hafta Özeti (18-24 Kasım 2019)

7-Can EU’s fear of terrorists give Turkey clout in ocean drilling?

Libya demişken…

Çoğumuzun haberi olmasa da, Libya’daki iç savaş devam ediyor. Suriye sebebiyle çok ilgi görmeyen Libya iç savaşında iki kanat var, Türkiye’nin ve AB’nin tanıdığı Sarraj, ve Körfez Araplarınca tanınan Haftar. Libya’nın bizim için mühim iki tarafı var. Birincisi, Türkiye Sarraj rejimine yüklü miktarda silah satıyor. Trablus (Tripoli) Hükümeti’ni yöneten Sarraj’ın emrinde Türkiye yapımı İnsansız Hava Araçları (İHA) ve zırhlı araçlar bulunuyor. (1) Türkiye’nin uluslararası sahada yükselen savunma sanayii için kendini kanıtlama fırsatlarından biri olarak görünüyor. İkinci mühim kısmı, Libya İç Savaşı’nda aktif olmayan Rusya’nın Haftar tarafına meyletmesi. Bu durum Türkiye’yi ve Rusya’yı karşı karşıya getirebilir. (2) Suriye’de iki ülke işbirliğinin elzem olduğu bu günlerde, tüm Suriye İç Savaşı’nı yeniden alevlendirecek bir gelişme bu.

Ekleyelim: Doğrulanmamış kaynaklara göre, Türkiye savunma sanayii Libya’da çılgın bir gelişmeye imza attı. Çin yapımı bir İHA’yı lazerle düşürdü. (2) (3)  Yoğunlaştırılmış ışık dalgasının İHA’nın dış zırhını  eritip devrelerini yaktığı belirtildi. Lazer haberinin doğru olup olmamasını bir kenara bırakalım. Libya’daki gibi, gözden uzak çatışmalar silah üreticilerince test alanı olarak kullanılır. ASELSAN da bu sebeple sahada bulunuyor olabilir.

1-US officials meet Libya’s Haftar to end Tripoli offensive

2-Libya: The new battleground for Putin’s secret army

3-Did A Turkish Combat Laser Shoot Down A Chinese Drone?

4-Turkey uses laser weapon technology to shoot down Chinese UAV Wing Loong II in Libya

Katar’daki TSK üssü tamamlandı

Erdoğan bu hafta Katar’daydı. Ziyaret, Katar’ın Türkiye’den 100 tank almayı düşündüğünü açıklamasının ertesinde gerçekleşti. TSK üssü 2015’te açıklanmıştı. Türkiye-Katar arası anlaşmalarla alakalı görüşmelerde bulunan Erdoğan, askeri üssün de tamamlandığını müjdeledi. Açıklamalara göre üs 5000 TSK mensubu barındıracak. (1)

Neden yapılıyor? Öncelikle, Katar’daki üsten en fazla fayda görecek ülke yine Katar. Körfez ülkelerini yöneten Arap saltanatlarının en büyük korkusu darbeler. Katar Emiri’nin Arap Baharı gibi hareketlere sempatiyle yaklaştığı biliniyor. Devrim hareketlerine verdiği destek yüzünden Körfez’deki diğer Arap saltanatlarıyla arası açılan Katar, bu aralıkta Müslüman dünyasının görece demokratik ülkelerinden Türkiye ile iyi ilişkiler geliştirdi. 2017’de Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn ve Mısır’ın Katar’a uyguladığı ambargonun ardından askeri üssün Katar için gerekliliği tescil edilmiş oldu. Türk askerinin üste konuşlanmasının resmi olmayan nedeni Katar Emiri’ni korumak ve bir darbeyi engellemek olacak diye düşünüyorum. 

Türkiye’nin kazancı ne? Katar, dünyanın en büyük doğalgaz yataklarına sahip. Haliyle, çokça paraları var. Hepimizin de bildiği üzere, Türkiye’nin de paraya ihtiyacı var. Nitekim, Katar da Erdoğan’ın ziyareti süresinde evvelden imzalanan swap anlaşmasını 3 milyar dolardan 5 milyara çıkardığını duyurdu. (2) NATO içindeki en büyük ikinci orduya sahip Türkiye için ise 5000 asker büyük olmayan bir bedel.

1-Erdogan: Turkey-Qatar military base serves regional ‘stability’

2-Turkey Expands Crisis-Era Swap Deal With Qatar to $5 Billion

Kıbrıs sorunu: 45 yıl sonra

GKRY ve KKTC liderleri Nikos Anastasiades ve Mustafa Akıncı Berlin’de buluştu. BM önderliğinde yapılan toplantıda ikili, Kıbrıs Sorunu için çözümü tartıştı. (1)

Türkiye’de “Kıbrıs Sorunu” deyince akılda pek bir şey canlanmıyor, zira Türkiye’de Kıbrıs bir sorun olarak görülmüyor. Ancak Kıbrıs’ta Türk ve Yunan tarafları bir sorun görüyorlar. Bu da adanın fiilen ikiye ayrılmış olması. Bu sorunun hissedilme oranı Kıbrıs Cumhuriyeti’nin (GKRY) AB’ye kabul edilmesiyle daha da arttı. Kuzeydeki birçok Türk, AB şablonu altında Yunanlılarla yaşayabileceğine inanıyor.

Çözüm? Bu ikilinin bu sorunu çözmesi zor. Türkiye’nin işbirliği gerekiyor.

1-UN hails ‘frank’ Cyprus talks, vows to seek peace effort restart

İstanbul Şehir Üniversitesi’nin suçu ne?

Şehir Üniversitesi, BBC Türkçe’nin deyimiyle, “muhafazakar camianın prestijli entelektüel kurumlarından biri” olarak faaliyet göstermekteydi. Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ile yakın bağlantısıyla bilinen üniversite, bugünlerde sorunlar yaşıyor. TMMOB’nin açtığı dava ile alakalı olarak Danıştay, yürütmeyi durdurma kararı aldı. TMMOB, bu davayı TEKEL arazisinin bedelsiz olarak bu vakıf üniversitesine devredilmesiyle alakalı olarak açmıştı. (1) Bedelsiz devredilen araziyi teminat göstererek Halkbank’tan kredi alan üniversiteye bir darbe de bankadan geldi, ve üniversitenin malvarlığına ihtiyati haciz kondu. (2) Okulda okumakta olan birçok öğrencinin mağduriyeti söz konusu.

Şehir Üniversitesi’yle gördüğümüz, Yeni Türkiye’nin bir özeti. Hükümetin desteğiyle, bazen yasaları çiğneyerek bir şekilde kurulmuş kurumlar, onları destekleyen kişilerin güçten düşmesiyle yok olmaya mahkum oluyorlar. Uzun vadede kurumsal yıpranmaya ve yerinde saymaya sebep olan bu durum, Türkiye’nin doğusunda ve güneyinde birçok ülkede gözlemleniyor. Türkiye, kim bilir kaçıncı kez, tarafsız, partizan olmayan kurumların önemini görüyor.

BBC’nin konu üzerine videosu oldukça bilgilendirici. (3)

1-Şehir Üniversitesi’nde ne oluyor?

2-Halk Bankası’ndan İstanbul Şehir Üniversitesi açıklaması

3-İstanbul Şehir Üniversitesi Krizi: Siyasi mi? Hukuki mi?

TANAP açıldı

Trans Anadolu Doğalgaz Hattı (Trans Anatolian Natural Gas Pipeline) bu hafta açıldı. Azerbaycan doğalgazının Gürcistan ve Türkiye üzerinden AB’ye satışı için inşa edilen hat Aliyev’in de katılımıyla işleme başladı. (1) Türkiye, bu yıl enerji konularına çok önem atfediyor. Bunun birkaç sebebi var. Ağustos 2018’de başlayan TL kriziyle, Türkiye’nin enerji krizlerine karşı 1970’lerdeki kadar olmasa da, oldukça kırılgan olduğu görüldü. Doğalgazının 55%’ini Rusya’dan alan Türkiye için, Rusya’yla yaşanan diplomatik ve askeri krizler de bir başlangıç noktası oluşturdu, Türkiye enerji kaynaklarını çeşitlendirmek istiyor. (2) Türkiye’nin bu konuda şanslı olduğu nokta ise, AB de tam olarak aynı şeyi istiyor. Ukrayna krizinden sonra Rusya’ya bağımlılığını tekrar gözden geçiren AB, Doğu Akdeniz’deki çalışmalara da bu yüzden önem veriyor. 

Türkiye’nin, Avrupa-Asya arasındaki köprü konumu, enerji ticaretine müsaitliği ve meşhur Bakü-Tiflis-Ceyhan boruhattı her ilkokul öğrencisine öğretilir. Ancak, AKP’ye hakkını vermek gereken bir şey var, Türkiye’nin hem enerji transit ülkesi olarak gelişmesi için, hem de kendi tüketim kaynaklarını çeşitlendirmek için oldukça çaba harcıyorlar.

1-TANAP gazı Avrupa’ya bağlandı

2-Rusya, Türk Akımı için neden bastırdı?

Türkiye’yi NATO’dan çıkarmak kimin haddi?

Geçtiğimiz özetlerde Fransız Devlet Başkanı Macron’un NATO ile alakalı sözlerine yer vermiştik. (1)  Önümüzdeki hafta Londra’da yapılacak NATO zirvesi öncesi konuşan Erdoğan, bu sözleri yüzünden Macron’a çattı. Türkiye’yi NATO’dan çıkarmanın kendisinin haddi olmadığını belirten Erdoğan, Macron’u “tecrübesiz” olarak nitelendirdi, beyin ölümü arıyorsa kendine bakması gerektiğini de ekledi. (2)  (3) (4)

Erdoğan ne yapmaya çalışıyor? Erdoğan’ın niyeti batıyla tüm ilişkileri koparmak değil. Türkiye’nin daha bağımsız bir politika yürütmesi gerektiğini düşünüyor, ve bu sebeple NATO’ya belli gözdağları vermeye çalışıyor. Ancak, NATO blöfü görür ve Türkiye’yi dışlarsa, bu Türkiye’nin zararına olacaktır. Erdoğan, ince bir çizgide yürümekte. Başarılı olursa, 21. yüzyılın derslerde okutulmaya değecek diplomatik cambazlıklarından biri olarak tarihe geçecek.

Macron’un derdi ne? Macron aslında haklı. NATO, SSCB çökeli beri amacını kaybetmiş bir organizasyon. Amerika’nın görece kendi kabuğuna çekilmesi, ABD’nin düşmanlarının artık resmi bir ordu altında savaşmıyor oluşu bu çöküşü daha da hızlandırdı. NATO müttefikleri arasında, onları birleştiren ortak düşmanın yok olmasıyla müttefikler arasındaki farklar daha da göze batar oldu, mesela AB-Türkiye. NATO, kendi varlık sebebini tanımlayacak bir şey bulamazsa, yavaş yavaş yok olacağa benziyor.

1-47. Hafta Özeti (18-24 Kasım 2019)

2-Erdoğan’dan Macron’a NATO tepkisi

3-Macron is in a state of ‘brain death’, Erdogan says

4-Economist: NATO Zirvesi’nde birçok liderin aklında Türkiye’deki nükleer bombalar olacak

Babacan’ın kuracağı parti hakkında ne biliyoruz?

Aslında Davutoğlu’nun bir parti kuracağına dair iddialar senelerdir medyada dillendiriliyordu. Ali Babacan beklenmedik bir hamleyle Karar gazetesine kuracağı yeni partinin programıyla ilgili bir röportaj verdi. Partinin 2020’den önce kurulacağını ve yeni yüzler göreceğimizi öğrendik. Abdullah Gül dışarıdan destek verirken, Davutoğlu’nun olup olmayacağı hala net değil. Peki yeni partinin çizgisi ne olacak? Şu ana dek anlatılanlardan ne çıkarabiliriz? 

Ali Babacan, AKP’nin ilk senelerini andırırcasına çoğulculuk, demokrasi, ve Avrupa birliği kavramlarının altını çizen bir tutum sergiliyor. Ali Babacan’ın Fatih Altaylı konuşması ülkedeki yönetime mualif bir havadaydı. Parti olarak önceliklerinin ifade özgürlüğü ve adalet konularında olacağını söyleyerek büyük şehirlerdeki batı kültürüne yakın kesime oynayacaklarının sinyalini verdi.  Belki de yeni kurulacak parti, geçtiğimiz yerel seçimlerde büyükşehirlerde başlayan değişim dalgasını yakalamayı planlıyor. Meclisin tekrardan güçlendirildiği bir sistemi destekleyeceklerini söyleyen Babacan,  “il ve ilçe teşkilatı için yeterli kadronuz olacak mı” sorusuna “3 parti kuracak kadro var” dedi. Çoğu yorumcu bu gelişmenin Akp’nin oyalarını bölmeye yarayacağını söylese de, Ali Babacan tarzı ve söylemleriyle ekseriyetle liberallerden oy alabileceğe benziyor. Belirtmemiz gerekir ki Babacan’ın televizyon performansı seçmenin alışık olduğu parti lideri havasından çok uzaktı. 

Ali Babacan KARAR’a konuştu: Yıl bitmeden partiyi kuruyoruz

S-400’lerin testi başladı

Ankara’da S-400 orta menzil hava ve füze savunma sistemlerinin testi yapılmaya başlandı. An itibari ile  S-400 hava savunma sistemi ile uçaklar arasında radar bağlantısı test ediliyor. S-400 testlerinin Türkiye’nin ABD ve NATO ilişkilerine zarar vermesi muhtemel. Ayrıca testlere başlanmış olması, ABD ve NATO ile uzlaşma ihtimalini iyice kısıtlıyor.

Ankara’da S-400 testi!

Haftanın Albümü:  The Afterlife

The Comet is Coming grubu Londra Jazz dünyasının son gözdelerinden biri. İlk albümünü 2015’de çıkaran trio akıl almaz bir atılımla  2019 yılında iki albüm derleyip, bir de Avrupa turnesine çıktı. Geçen hafta Bomontiada’da konser veren The Comet apokaliptik fütüristik sesleriyle izleyenleri mest etti. Kaosla düzen arasında gidip gelen müzikler yeteneğinden bal damlayan saksafoncu Shabaka Hutchings’in sololarıyla dans edilebilir bir formata giriyor. The Afterlife albümü müziğin ritminde kaybolmak için izleyenlere güzel bir şans veriyor. 

Bu haftadan da bu kadar. Abone olmak için aşağıya mail adresinizi bırakmayı unutmayın.

Abone Olun!

* indicates required
Kategoriler: BültenYazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: