Taht Oyunları

Game of Thrones izlediniz mi? Her bölüm “Bu kadar da güç savaşı olmaz ki kardeşim” dediğinizi hatırlıyor musunuz? Peki bu güç oyunlarının Ankara’da da yaşandığını biliyor muydunuz?!

Her şey Sözcü yazarı Rahmi Turan’ın “Yüksek Mevkide bir CHP’li Erdoğan ile Görüştü” haberiyle başladı. (1) Bu yüksek mevkili şahıstan kastın Muharrem İnce olduğu da çabucak anlaşıldı. Görünüşe bakılırsa haberin herhangi bir doğruluk değeri yok, o sebeple üzerinde daha da durmayacağız. Asıl ilginç olan kısmı, bu haberin neden çıktığı. Bizim aklımızda iki olasılık var:

  1. CHP yönetiminin İnce’yi ve taraftarlarını eritme/tasfiye etme çabası

Muharrem İnce, hatırlayacağınız üzere CB seçimlerinde görece yüksek bir taraftar kitlesi edinmişti. Bir süre, İnce’nin CHP Genel Başkanlığına oynayacağı konuşulagelmişti. Anlaşıldığı kadarıyla Muharrem İnce aynı zamanda CHP içindeki “eski CHP” kanadını temsil ediyor. Bu da Kılıçdaroğlu başkanlığında CHP’nin evrilmeye çalıştığı daha kapsayıcı bir parti anlayışına ters düşüyor. Böyle bakınca, CHP yönetiminin İnce’yi tasfiye etmek için “Erdoğan’la görüştü” iddiasını atmasını anlaşılabilir kılıyor.

  1. AKP’nin CHP içinde kargaşa çıkarmak istemesi

Bir başka olasılık ise bu iddianın AKP tarafından gelmesi. CHP’nin de içinde olduğu Millet İttifakı, özellikle İmamoğlu’nun zaferinden sonra ciddi bir momentum yakalayabilir. AKP de bunun farkında görünüyor. Seçime kadar CHP’nin bir iç savaşa girmesi partiyi yıpratacak, ve o kazanılan momentumun kaybına yol açacaktır. Bizim tecrübemiz 

Bizim düşüncemiz: CHP’nin bu savaşa yine düşebileceği yönünde.

1-‘Muharrem İnce, Erdoğan ile görüştü’ iddiası – Kılıçdaroğlu: CHP’ye yönelik ciddi kumpaslar düzenleniyor

Suriye

Ankara, Barış Pınarı Operasyonu’nu Rusya ile sağlanan anlaşma sonucunda durdurmuştu. Ancak, bu haftadan anladığımıza göre Türkiye anlaşmanın uygulanma safhasında rahatsızlık duyuyor. 18 Kasım’da Dış İşleri Bakanı Çavuşoğlu Kürt militanların sınırda bulunmaya devam etmesi halinde operasyonun yeniden başlayacağını söyledi. Rus mevkidaşı Sergey Lavrov’dan uzlaşmacı bir cevap geldi, ve operasyonun tekrar başlama ihtimalini bir “yanlış anlaşılma” olduğunu söyledi. Bazı bölgelerde sorunların olduğunu, ve çözülmeleri için çaba harcandığını da ekledi. (1) (2) Şu aralar güvenli bölgede Rusların da şansı pek yaver gitmiyor. YPG ile aralarında anlaşmazlıklar olduğuna dair söylenceler var. Bir ihtimalle, YPG’nin bölgedeki Kürtler üzerinde etkisinin azalmasının da etkisiyle, Rus devriyelerine saldırılar oluyor. Rus medyasına göre, YPG Rus devriyelerine saldırmak için çocukları canlı kalkan olarak kullanıyor. Bunu yaparken aynı zamanda da “Faşist Erdoğan” diye bağırıyorlar. Videosu geçilen haberi izleyince, çekimin propaganda amaçlı yapıldığı anlaşılıyor. Kaynakta video linkini de bulabilirsiniz. (3) Rus Ordusu kadar, TSK da bölgede saldırılara maruz kalıyor. 23 Kasım Cumartesi Tel Abyad’da bir bombalı saldırıda en az 10 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Saldırı üstlenilmiş olmasa da, Syrian Observatory for Human Rights grubunun yaptığı açıklamaya göre, yerel halk YPG’nin yaptığını düşünülüyor. (4)

Sahada TSK, Rus Ordusu ve bilumum başka devletlerin güçleri bulunuyor olsa da, Suriye’de militanlar açısından bir şey değişmedi. YPG’nin, ÖSO’nun, Tahrir-el Şam’ın ve zibilyon başka örgütün güç için mücadele verdiği Suriye’de tek kural saf güç, ve böyle de devam edeceği anlaşılıyor. Suriye’de herhangi bir nizamın tesis edilebilmesi için yüksek miktarda güç ve para harcanması gerekiyor. Bunun maliyeti herhangi bir orduya yüksek sayıda can kaybına mal olacaktır. Kafanızda canlandırmak için Güneydoğu Anadolu’yu düşünebilirsiniz. Böylesi bir yatırıma ve kayba Suriye’de bulunan hiçbir ülke hazır değil.

Meali: Suriye’de militan güçlerin bulunmaya devam ettiği yerlerde bir süre daha düzen göremeyeceğiz.

1-Russia, Turkey plugging away at Syria’s northeast, Idlib

2-Russia baulks at Turkish idea of new Syrian military operation

3- Курды используют детей для забрасывания военной полиции РФ камнями под крики “фашист Эрдоган”

4-Car bomb kills at least 10 people near Syria’s border with Turkey

IŞİD’lilerin iadesi: Bölüm 2

Geçtiğimiz hafta başlayan IŞİD’li iade süreci bu hafta da küçük rakamlarla devam ediyor. Ankara üç IŞİD’linin (sayı ile 3) Avustralya’ya iadesi için açıklamalar yapmakta. (1) İç İşleri Bakanlığı, bu hafta 6-7 (yazıyla altı-yedi) IŞİD’linin iade edileceğini, ve uzun vaded tamamının gönderileceğini açıkladı. (2) Geçtiğimiz hafta bu durumu Erdoğan’ın uluslararası topluluk karşısında elde etmek istediği amaçlara yönelik kullanıyor olabileceğini yazmıştık. (3) İade edilen IŞİD militanlarının sayısı bu argümanı destekleyen en büyük kanıt. Farklı bir çıkar güdülüyor olmasa Ankara üç militan için Avustralya-Türkiye ilişkilerini germeye lüzum görmeyecektir. Washington merkezli Al-Monitor’da yazan Fehim Taştekin de bu hafta bu durumu irdelemiş. Taştekin Erdoğan’ın bu durumu Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetleri için kullandığını söylüyor. Ancak, yazının sonunda bir uyarı da var: “Avrupa’nın anlamadığı şey, şantajın bir sonunun olmaması. Mültecilerle başladı, IŞİD’lilerle devam ediyor. Bundan sonra yeni bir şey çıkmayacağı ne malum? (4) 

Ankara’nın oynadığı bu oyun, meyve vermeye başladı. Bu hafta Belçika medyasına IŞİD’lilerin dönüşü yansıdı. Süreç uzadıkça bu ülkelerde bir tartışmanın alevlenmesi muhtemel. Aşırı sağın ve göçmen düşmanlığının yükseldiği Avrupa’da, halkın daha da aşırıya kaymasını engellemek için Erdoğan’a istediğini verebilirler. (5) Yunanistan Başbakanı Miçotakis de bu hafta yaptığı açıklamada Yunan Adaları’nın mülteciler için tampon bölge olarak kullanılmasını eleştirdi. “Avrupa’nın birlikten anladığı bu mu?” mealinde konuşan Miçotakis de bu söyleminde ısrarcı olursa AB üzerinde yeterli baskı oluşabilir. Yunanistan ve Türkiye Suriyeli mülteciler konusunda gözlerden uzak bir işbirliğine mi giriyorlar yoksa? (6)

Mealen: Ankara’nın kullandığı bu taktikler kısa vadede Türkiye’nin yararına olabilir. Ancak uzun vadede uluslararası topluluğun güvenini kaybetmek Türkiye’nin hanesine daha büyük zarar yazacaktır.

1-Turkey pressures Australia to accept Islamic State fighters as repatriation push begins

2-Turkey to send most ISIL detainees home by year-end

3-2019 – 46. Hafta Özeti (11-17 Kasım)

4- Can EU’s fear of terrorists give Turkey clout in ocean drilling?

5-Belçika medyası: Türkiye’nin geri gönderme kararı, IŞİD’liler için dönüş umudu oldu6-Greece to shut down overcrowded refugee camps on islands

Sine-i Millet tartışması

Türkiye yine bir sine-i millet tartışmasının içinde. Cumhuriyetimizin her safhasında karşımıza çıkan bu mesele, bu sefer HDP ile gündeme geldi. 24 HDP’li belediye başkanının görevden alınmasından sonra HDP’nin 62 milletvekiliyle meclisten çekilmesi konuşulmaktaydı. Bu durumda, tüzüğe göre bir ara seçim yapılabilmesi ihtimali bulunuyordu. Ancak HDP, son açıklamasıyla meclisten çekilme düşüncelerinin olmadığını açıkladı. (1) Yine de, erken seçim için hodri meydan açıklaması geldi. (2) CHP de erken seçim isteyebilir. İstanbul Belediye Seçimleri’nden alınan zafer ile yürümek mantıklı görünüyor olsa gerek. Ama CHP aynı zamanda bu erken seçim kararı için HDP’nin yanında durmaktan çekinecektir.

1-HDP sine-i millet tartışmasını ‘3. seçenekle’ noktaladı: Erken seçim için hodri meydan

2-Amid growing crackdown, pro-Kurdish party calls for new elections in Turkey

Türkiye Makamları: Le Mesurier soruşturmasında cinayete yönelik bir bulgu yok

Geçen hafta İngiliz Aktivist, Suriye’de Beyaz Miğferler (White Helmets) STK’sının başkanı Le Mesurier’in İstanbul’daki evinin önünde ölü bulunduğunu, ve bunun şüphe çektiğini bildirmiştik. (1) Türk makamlarından gelen bilgilere göre, Le Mesurier’in ölümünde şüpheli herhangi bir durum bulunamadı. Eşi ve arkadaşlarının beyanları da eski İngiliz istihbarat subayının son zamanlarda depresif olduğu yönünde. (2)

Bu da mı komplo değil? Olmayabilir. Suriye’de yaşanan bu büyük trajedinin karşısında insani bir savaş veren birçok yardım görevlisinin depresyon, PTSD gibi zorluklarla mücadele ettiği biliniyor.

1- 2019 – 46. Hafta Özeti (11-17 Kasım)

2-No signs of foul play in death of White Helmets founder, say Turkish police

Reuters: TCMB rezervlerinden Hazine’ye 100 milyar Lira aktarılıyor

Reuters’e isim vermeden konuşan bankacılar, Merkez Bankası’nın rezervlerinde 100 milyar Liralık bir düşüş gözlemlediklerini, ve bunun sebebiyle alakalı Banka’dan açıklama gelmediğini belirttiler. Bu durumda paranın bütçeyi dengelemeye çalışan Türkiye Hazinesine aktarılmakta olduğunu iddia ediyorlar. (1)

Bunda ne var ki? Bir devlet kurumundan diğerine para gitmemiş mi sadece? Ekonomi literatüründe merkez bankalarının rolü fiyat istikrarı sağlamaktır. Bunun için kendi özkaynaklarını kullanır. Normalde TC yasalarınca da TCMB kaynaklarından Hazine’ye para aktarımı yasal değildi. Ancak 2019 Temmuz’da çıkan bir yasayla bu değiştirildi. (2)

Bunun bize nasıl bir etkisi olabilir?

Batıdaki bankalar ve kredi kurumları MB bağımsızlığına önem verirler. Kredi notunun mühim bir belirleyicisidir. Bu atılan adım da, doğru olduğu takdirde, bu güveni zedeleyecek bir başka gelişme olarak değerlendirilecektir. 

1-Turkish bankers concerned by drop in key central bank account

2-Drop in key Turkish central bank account raises eyebrows

Volkswagen CEO’sundan dikkat çeken Türkiye kararı

Alman otomotiv şirketi Volkswagen’ın CEO’su Herbert Diess, kariyer platformu LinkedIn’de yayınladığı “Küresel Şirket Olmanın Anlamı” (The Essence of a Global Corporation) başlıklı yazısında Türkiye ile ilgili yatırım planlarına açıklık getirdi. Şirket olarak Türkiye konusunda büyük bir açmazda bulunduklarını söyleyen Diess, Türkiye’nin Suriye’de sürdürdüğü operasyonlara atıfta bulunarak “İnsanlar öldürüldüğü sürece, bir savaş meydanının yanına temel atmayacağız” sözleriyle dikkat çekti. (1) Barış Pınarı Harekâtı nedeniyle Manisa’da fabrika kurma planını erteleyen Volkswagen’ın yıl sonuna kadar kesin bir karar vermesi bekleniyor. (2)

Yaklaşık 4000 kişilik istihdam yaratacağı tahmin edilen otomotiv fabrikasında 2022 yılından itibaren Türkiye’de çok satılan Volkswagen Passat ve Skoda Superb modellerinin üretiminin yapılacağı tahmin ediliyordu. (3) Doğu Avrupa bölgesinde bir fabrika arayan Volkswagen’ın Türkiye tercihinde bulunmasında Türkiye’nin halihazırdaki otomotiv sanayisi, verilecek devlet teşvikleri, genç işgücü ve rekabetçi maaşlar gibi etkenlerin bulunduğu varsayılıyor. Türkiye’ye 1 milyar euroluk bir yatırım yapacağı tahmin edilen şirket için geçtiğimiz aylarda gerçekten de 400 milyon euro doğrudan teşvik ve yılda 40 bin yerine 100 bin makam aracı satın alınacağı garantisi verilmişti. Volkswagen’ın verilen bütün desteklere rağmen tereddüt etmesini coşkuyla karşılayan Bulgaristan ise garanti etmiş olduğu 135 milyon euroluk devlet sübvansiyonunun 250 milyon euroya çıkarılabileceğini duyurdu. (4)

Volkswagen’ın ülkede bu kadar olumlu karşılanmasına rağmen hâlâ Türkiye’de bir fabrika kurma konusunda emin olamaması bir ülkenin dış politikasının iç politikasında nasıl etkilere yol açtığı konusunda bir örnek niteliğindedir. Türkiye’nin Suriye’deki askeri harekatı konusunda Batı ülkelerindeki kamuoyunu yeterince ikna edememiş olmasının sonuçlarından biri Türkiye’ye yapılacak yabancı yatırımların azalması şeklinde gerçekleşebilir. Çalışma koşullarının belirli standartların üzerinde olduğu ve çalışanlarına tatmin edici maaşlar ödeyen uluslararası firmalar bulundukları ülkelerin refah ve demokrasi seviyesinin artmasında önemli bir rol oynar. Çin, Rusya, Güney Afrika ve Brezilya gibi ülkelerde fabrikaları bulunan Volkswagen muhtemelen nihai kararını verirken Türkiye’ye yapacağı manevi katkıları da göz önünde bulunduracaktır. 

1- https://www.linkedin.com/pulse/essence-global-corporation-herbert-diess 

2-https://www.bloomberght.com/volkswagen-ceo-su-diess-turkiye-yatirimi-hakkinda-aciklama-yapti-2238571 

3-https://www.sozcu.com.tr/2019/ekonomi/volkswagen-ceosundan-skandal-turkiye-aciklamasi-5464657/

4- https://www.n-tv.de/wirtschaft/Bulgarien-bietet-VW-mehr-Geld-article21332474.html

Termik santraller meclis onayıyla çevreye zehir saçmaya devam edecek 

Çevreye büyük zararları olduğu bilinen kömürle çalışan 15 termik santral iki buçuk yıl daha filtresiz çalışabilecek (1). Meclisten geçen bu erteleme kararıyla birlikte Türkiye’nin çevrecilik karnesine yeni bir kara leke daha eklenmiş oldu. Daha önce Yale Üniversitesinin “Dünya Çevre Performansı Endeksi’nde 33 sıra gerileyerek, Türkiye çoğu gelişmekte olan ülkenin de gerisinde kalarak 177. olmuştu (2). Paris İklim anlaşmasını imzalamayan on ülkeden biri olan Türkiye,  SGI’ın hazırladığı bir rapora göre karbon salınımının azaltılması ve orman alanlarının korunması konusunda sınıfta kalıyor (3) . 

(1)Termik santraller filtresiz çalışmaya devam edecek

(2)Dünya Çevre Performansı Endeksi değerlendirilmesi

(3) SGI raporu

Türkiye’nin açtığı yolda, gösterdiği hedefe…

Geçtiğimiz hafta, Mısır’ın Rusya’dan savaş uçakları almak yolunda çabaları olduğunu, ve bunu ABD’nin yaptırım tehditlerine rağmen yaptığını gördük. Bizim görüşümüz, bu noktada Türkiye’nin S-400 sürecinden ciddi bir yaptırım görmeden çıkmış olmasıydı. (1) Bu hafta bir başka haber doğudan geldi. Habere göre, Hindistan Rus S-400’leri için bir ön ödeme yaptı. ABD’nin bu durumda yaptırım olacağı tehditine aldırmayan Hindistan

Devletten bağımsız bir analist olan Ajai Shukla, Yeni Delhi hükümetinin Türkiye’nin S-400 sürecini dikkatle izlediğini söyledi. “Bu gelişme, Hint-Amerikan ilişkilerini kötü etkilemeyecektir, Türk-Amerikan ilişkilerine zarar vermediği gibi.” açıklamasında bulundu. (2)

1- 2019 – 46. Hafta Özeti (11-17 Kasım)

2-India ‘makes advance payment’ for Russian S-400 missile system

Trump’ın başkanlığı elinden mi alınıyor?

-Büyük ihtimalle hayır.

Amerikan tarihinde dördüncü kez bir ABD başkanı, azil süreci ile karşı karşıya. Trump’ın başkanlığını sonlandırabilecek skandal,  Kongre tarafından onaylanan Ukrayna’ya askeri yardımın 18 Temmuzda durdurulduğunun anlaşılmasıyla patlak verdi. Adını vermeyen bir Cia ajanı tam da bu dönemde Trump ile Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenskiy arasında geçen bir telefon konuşmasının metnini sızdırınca, haber Washington Post’dan kamuoyuna duyuruldu. 

Trump şu günlerde 400 milyon dolar değerindeki askeri yardımı baskı aracı olarak kullanmak ve Ukrayna’nın yeni seçilen devlet başkanının, Trump’ın 2020 Başkanlık seçimlerindeki muhtemel rakibi Demokrat Joe Biden hakkında soruşturma başlatmasını sağlamaya çalışmak suçlamalarından yargılanıyor. Trump ise tüm soruşturmanın bir “cadı avı” olduğunu iddia ediyor. Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenskiy’den soruşturmanın içeriğini değiştirecek bir taviz vermesini istemediğini, yalnızca soruşturmanın ciddiye alınmasını istediğini söylüyor. Fakat Ukrayna’ya gönderilmesi planlanan yardımın bir koz olarak kullanılması da Trump’ın asıl amacına dair soru işaretleri doğuruyor. 

Joe Biden, 2020 seçimlerinde Trump’ın en büyük rakibi olacak gibi gözüküyor. Trump ise bu son Ukrayna soruşturmasında görüleceği üzere rakibinin ve ailesinin açıklarını bulmak için her yolu deniyor. Bu yüzden de Trump’ın azil sürecini, yaklaşmakta olan bir seçimin öncü sarsıntıları olarak görmek daha doğru olur. Sonuçta Trump görevden atılmayacak. Her ne kadar soruşturma Temsilciler Meclisinden geçmiş olsa da, Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Senatonun azil sürecini durdurması çok muhtemel görünüyor. 

Explore key documents related to the Trump impeachment inquiry

İran’daki protestolar gerçekten bitti mi? 

İran’da 15 Kasım’dan itibaren başlayan benzin zammı protestoları, Urmiye eyaletinden yirmiden fazla şehir ve yüz ilçeye yayılmış durumda. Geçtiğimiz hafta boyunca bankalar, kamu binaları ateşe verildi, İslam rejimini hatırlatan pankartlar söküldü, teoloji okulları  yakıldı ve yüze yakın kişi hayatını kaybetti. Hükümetin yoksulllara gelir sağlamak için koyduğunu iddia ettiği benzin zammına tepki gösterenler bizzat ekonomik krizin vurduğu yoksullar oldu. Hükümetse tüm bu protesto hareketini dış güçlere bağlıyor ve hatta protestocuların yaktıkları bina başına 60 dolar aldığını iddia ediyor. Peki geçtiğimiz hafta içerisinde bittiği açıklanan protestolarda son durum nedir? 

Sokağa çıkan insanların din alimlerinden, öğrencilere kadar uzanan geniş bir sosyo-ekonomik profilde olması hızlı bir şekilde yayılan protestolar Humeyni rejimine karşı büyüyen bir tatminsizliği gösteriyor gibi duruyor. Protestolar çarşamba günü itibariyle bastırılmış olsa da Amerikan ambargosunun 2018’de yeniden başlaması ve artan ekonomik düzensizlik rejime karşı derinden gelen ve gittikçe büyüyen bir hareket yaratıyor. Protestolar bitmiş olsa da, protestoları başlatan nedenler hala geçerli. 

There’s no easy way for President Rouhani to end the Iran protests

Dünyanın ilk çevreci devrimi: Bougainville İç Savaşı

İkinci dünya savaşı sonrasında Papua Yeni Gine’nin güneyindeki Bougainville köyünde bakır yatakları bulunur ve bir maden açılarak zamanla Papua Yeni Gine’nin dış ticaret gelirlerinin %45’ini oluşturan bir işletme haline getirilir. Tam da sistem yerli yerine oturmuş, her şey tıkırında ilerlerken, Bougainville sakinleri ormanın ortasına kara leke gibi düşen ve içme sularını zehirleyen bu devasa işletmeden rahatsız olmaya başlarlar. 

Yerlilerle, maden işletmecileri arasındaki görüşmeler bir sonuç vermeyince, yerliler şiddet kartını kullanmaya karar verir. Baugainville yerlileri için asıl zorluk iplerin koparıldığı bu dönemde başlar. Dış dünyadan koparak Papua Yeni Gine kuvvetlerine karşılık verdikleri mücadele onlara bağımsız yaşama kültürünü aşılar. Bu dönem içerisinde kendi silahlarını imal ederler, nehirlerden elektrik üretip, hindistan cevizisi işleyerek araç yakıtı üretirler. Bir işletmeye karşı başlayan isyan seneler sürecek bir iç savaşa dönüşür ve kendi ayakları üzerinde durabilen bir millet yaratır.

Hikayenin Belgeseli için: shorturl.at/CKLPY 

İstanbul’un son gramofon tamircisi

Mehmet Öztekin, hayatı boyunca gramofon tamiriyle uğraşmış. Kapalıçarşı’daki dükkanıyla son usta “Gramofon Baba” melankoli içinde modern dünyadan, hayattan ve çağın yapaylığından dem vuruyor. Arkada da Dönülmez Akşamın Ufkundan çalmakta. Yaktırır.

Haftanın Albümü: I Trawl the Megahertz

Prefab Sprout 1999 yılında retinasıyla ilgili bir sorun yüzünden tedavi altına alınıyor. Kör bir şekilde evde geçirdiği bu dönemde kitap okuyamadığı için yalnızlığından kaçışı shortwave radyo, belgesel ve chatleşme programlarında buluyor. Bu dönemde kayıt altına aldığı sesleri körlüğün getirdiği yalnızlık ve çaresizlik hissiyle birleştirerek 2003 yılında I Trawl the Megahertz arbümünü çıkarıyor. Önceki hareketli, neşeli pop tarzından önemli bir kopuşu temsil eden bu albüm Claude Debussy ve Maurice Ravel’i andıran orkestral enstrümental müziği ve otobiyografik lirikleriyle biz dinleyenleri günlük hayatın koşuşturmasından çekip alıyor. 

Kışın yaklaştığı bu zamanlarda hoş bir melankolik havaya girmek isterseniz, linki takip edin!

Bu haftadan bu kadar. Görüşmek üzere.

Bu bülten size her hafta mail yoluyla ulaşsın isterseniz Arkhe Bülteni’ne abone olabilirsiniz. Bunun için aşağıya mail adresinizi girmeniz yeterli.

Abone Olun!

* indicates required




Kategoriler: BültenYazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: